Ekonominin günden güne kötüye gitmesi ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan mali yük dolaylı vergilerle emekçi halkımızın sırtına biniyor. Yaşam standartlarının her geçen yıl düşüyor olması işçi sınıfının şu anki politik durumundan bağımsız değil. İşçi sınıfının haklarını yok etmek isteyen AKP hükümeti herhangi bir zorluk yaşamadan istediği gibi yasa çıkartıyor ve uygulatıyor.

Sınıfın bu saldırılara cevap verecek bir siyaset mekanizması yok. İşçi sınıfı sınıf bilincinden çok uzaklaşmış durumda. O kadar hak kaybı varken maaşların zamanında yatıyor oluşu bile sınıfı razı edebiliyor.

Bununla birlikte yaşanılan onca hak kayıplarına rağmen işçi sınıfının her şeye razı bir pozisyona itilmesi veya buna karşı koyamaması sol siyaset yapanlar olarak düşünülmesi gereken en büyük sorunlardan biri.

Genel olarak çadır ziyaretleri yapıyor oluşumuz veya sendika yönetimlerinde pozisyon alıyor oluşumuz bizi bu sorunu çözmemizde yardımcı olmaz.

Sınıfın kaybedilen haklarının geri alınması   için sınıf siyasetinin ortak bir zeminde yapılması şart. Birleşik bir emek hareketi için görüşü ne olursa olsun sınıf siyaseti yapan herkesin bir araya gelmesi için uğraşmalıyız. İşçilerin özne olduğu yönetim mekanizmalarını kurmalıyız.

Sınıf mücadelesinin getirdiği olumlu-olumsuz deneyimleri biriktirecek, sermayenin saldırılarına  karşı tavır alan ve bu doğrultuda eylem birliği hedefleyen ülke çapında işçi meclislerine ihtiyaç var.

İrili ufaklı tüm sınıf hareketlerini kapsayacak işçi meclislerini olgunlaştırabilirsek ileriki aşamalarda merkezi siyasete etki eden sermayenin saldırılarını boşa düşüren  meclisleri konuşuyor olabiliriz.