Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe girişiminin yarattığı atmosferden yararlanarak, hayallerini süsleyen başkanlık rejimini getirecek anayasa değişikliğini, meclisten Bahçeli’nin MHP’sinin desteğiyle geçirmesiyle, tartışma dolayısıyla da kampanya başlamış oldu.

Başlamış oldu ama, iktidarın OHAL’le yaratılmış olan baskı ve şiddet uygulamaları, bu anayasa değişikliğine karşı olan geniş bir yelpazeye yayılmış olan toplumsal muhalefeti başlangıçta yılgınlık, korku ve suskunluğa sürükledi.

Erdoğan’ın adım adım ele geçirdiği çok izlenen televizyon kanalları, çok satan gazeteler, sahibi olmadığı ama şantajla yıldırdığı merkez medyanın sayılı kanal ve gazeteleri, onun borazanı haline gelerek toplumda korku ve yılgınlığı derinleştirmenin aleti görevini üstlendiler.

Bu eşikte, gazeteciler ya tasfiye edildiler ya da yerlerinde kaldılar ama yerlerinde kalanlar artık gazetecilik niteliklerinden soyundular. Yeni türeyen ‘gazeteci’lerle beraber iktidarın fanatik amigoluğunu, muhalif olanları yalan ve dolanla devlete ispiyonlamayı görev edindiler. Kuşkusuz bu görevi bazıları daha rafine, bazıları da çok kaba biçimde yerine getirdi, getiriyor.

Padişah & Führer bulamacı, tek adam olmak için yaratılan baskı ve şiddetin örnekleri olarak tutuklanan gazetecileri, siyasileri, işinden atılan akademisyenleri, öğretmenleri, kapatılan dernekleri, hayır çalışması yapanlara yapılan saldırıları, bunlar gibi bir dizi saldırı ve yasakları daha da tek tek saymayalım.

Bu belirtilenler dahi, 16 Nisan’da yapılacak referandum sürecinde , devletin baskı ve şiddetini yeterince kanıtlamakta, bu anti-demokratik ortamın aslında referandumun meşruiyetini de sorgulamaya delil olduğunu göstermektedir.

Bütün bu olumsuz,anti-demokratik koşullara rağmen Erdoğan’ın tek adam olma hayalini, hüsrana dönüştürecek muhalefet refleksi önce küçük küçük adımlarla başlayarak, dalga dalga yükseldi.

Yazılı ve görsel basının üzerinde hegemonya kuran Erdoğan, internet mecrasını-sosyal medyayı engelleyemedi. Hayır kampanyası propaganda ve ajitasyonu, bu mecrada hem haberleşmeyi, hem propagandif, hem de ajitatif donanımı sağlayarak yaygınlaşmanın yolunu açtı. Bunun yanında ve aynı önemde korku duvarının aşılmasını sağladı.

Hayır kampanyasına katkı sağlamak için aşağıda göreceğiniz, 15 Mart’tan başlayarak, her gün internet mecrasında paylaştığım ‘Şimdi Hayır zamanı…’ etiketli demokratik-ekonomik taleplerin maksadı da buydu.

Bu referandumun sonucunun, başkanlık rejiminin kabulü veya reddiyle sınırlı olduğu kuşkusuz aşikardır. Fakat şu da bir gerçektir ki, eğer Erdoğan bu referandumu kazanır da başkan olursa, kitlelerin demokratik-ekonomik taleplerini kazanmalarının önünde var olan duvarlara, üst sınıfların ördüğü bir duvar daha dikilecektir.

Bütün işaretler Hayır’ın kazanacağını göstermektedir. İşaretlerden kastettiğim araştırma kuruluşlarının anket sonuçları değildir. Kastettiğim yakın tarihte yapılmış referandumlarda alınan sonuçların niteliksel özelliğidir. Şöyle sıralayalım.

Askeri diktatörlüğün referanduma sunduğu 1982 anayasası, kuşkusuz demokratik değerlere sahip olmayan, baskı ve yasaklarla malül bir anayasa olmasına rağmen, demokratların sosyalistlerin yüzde 10 hayırına karşılık, yüzde 90 oyla kabul edilmiştir. 1982 anayasası toplumun geleceğini cendereye sokmuş, yaşanan ve yaşanmakta olan yıkımların nedeni olmuştur. Ancak o günkü koşullarda anayasanın kabulü yönünde oy veren kitleler günlük çıkarları bakımından, cunta yönetiminden, parlamenter rejime geçişe destek oldular.

Yine 1987’de Özal’ın siyasi yasakları referanduma sunarak siyasi yasakların sürmesi yolunda tutum alması kabul görmemiş, siyasi yasaklar kaldırılmıştır.

2010’da Erdoğan’ın anayasa değişikliği referandumu 12 Eylülcülerin yargılanması gibi aslında göstermelik olan demokratikleşme maddeleriyle, kitleler nezdinde ileri bir adım olarak değerlendirilerek kabul edilmiştir.

Dikkat edilirse, yapılan bu üç referandumda da, anayasa değişikliği önerisinin,  göstermelik dahi olsa, demokratik veya anti-demokratik niteliği işaret etmesiyle kabul veya reddedildiği görülür.

16 Nisan’da oylanacak anayasa değişikliği, parlamenter sistemi etkisizleştirerek, demokrasi alanını buharlaştıracak bir yıkımı vaat ediyor. Bu bakımdan yakın tarihte yapılan referandumların sonuçları dikkate alındığında Hayır kazanacaktır, kazanmalıdır.

Demokrasiye ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Hukukun üstünlüğüne ulaşmak için, şimdi #Hayır  zamanı…

Kardeşçe yaşama ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Alınteriyle yaşayanların baş olmaya ulaşmaları için, şimdi #Hayır zamanı…

Tüm tutuklu gazetecilerin özgürlüğe kavuşması için, şimdi #Hayır zamanı…

Kararmasın geleceği çocukların,güneşli günler görebilmeleri için, şimdi #Hayır zamanı… 

Türk-Kürt- Ermeni-Çerkez… Eşit yurttaşlığa ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Sünni, Alevi,Hıristiyan,Ateist eşit yurttaşlığa ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Kadın, erkek, LGBTİ eşit yurttaşlığa ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Doğayla barışık bir yaşama ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

İfade özgürlüğüne ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Özgürlükçü laik yaşam tarzına ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

İstibdat&Faşizm tehdidini püskürtmek için, şimdi #Hayır zamanı…

OHAL’in yargısız mağduru akademisyenlerin mesleğine dönmesi için, şimdi #Hayır zamanı…

Demirtaş’ın, Yüksekdağ’ın ve tüm siyasi tutsakların özgürlüğe ulaşması için, şimdi #Hayır zamanı…

İçeride kardeşliğe, dışarıda barışa ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Miyavlarla, cikciklerle, havhavlarla, barışık yaşama ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Tek adamın kömür vs. sadakasına muhtaç olunmayan, herkese iş, güvenceli yaşama ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

‘Padişahım çok yaşa’& ‘Heil Hitler’ kulluğuna sürüklenmemek, eşit yurttaşlığa ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Dogmatik eğitimi püskürtmek, bilimsel, eleştirel eğitime ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Tek adamın kimlik kutuplaştırmasını önlemek,kardeşçe yaşam için, şimdi #Hayır zamanı…

Ayakkabı kutusunda sadece ayakkabı olan etik değerlere ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Diktatörlük ihtirasına dur demek, demokratik yaşama ulaşmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Diktatörlük rejimi ihtirasını hüsrana uğratmak için, şimdi #Hayır zamanı…

Savaş kışkırtıcısını durdurmak, içeride ve dışarıda barış için, şimdi #Hayır zamanı…

TV’lerinin, bilboardlarının yaygarasını,halkın yüreği susturacak, şimdi #Hayır zamanı…

 

Gençlerin geleceğinin kararmaması, iş ekmek özgürlüğe ulaşmaları için, şimdi #Hayır zamanı…