Lüleburgaz Paşabahçe cam fabrikasında patron tarafından, fırın kapatma ve daralma bahanesiyle işlerine son verilen 90 işçi, başlattıkları mücadeleyle sınıf mücadelesi tarihine geçmek için emin adımlarla yürüyor. Her gün sendika binasının önünde aileleriyle birlikte direnişte olan işçiler işlerini alana kadar direnmekte kararlı.  Geçtiğimiz hafta işten atılan işçilerin Lüleburgaz Meydanı’nda yapmış oldukları yürüyüş halkın yoğun desteğiyle mitinge dönüşmüştü.  Direniş boyunca gösterilen bu kararlılık cam işçilerinin direniş dolu tarihinden geliyor. Bu direnişin işçi sınıfı açısından önemli sonuçları olacaktır. 

İşten atılan Şişecam işçilerinin büyük çoğunluğu daha önceki sendika seçimlerinde muhalif delege olarak seçime girmiş olan işçiler. Sendikanın yıllar boyunca imzalamış olduğu toplu iş sözleşmeleri cam işçilerinin mücadele ederek kazanmış olduğu haklarını adeta yok etmiş. Yeri gelmiş, sendika seçimlerinin başladığı dönemde mevcut yönetime oy versin diye patron tarafından 300 sözleşmeli işçi alınmış. Yeri gelmiş, merkezi yönetim tarafından fabrika temsilcileri atanarak görev başına gelmiş. Vaziyet böyleyken Kristal-İş sendikası Genel Başkanı Bilal Çetinkaya’nın 15 yıl boyunca o koltukta oturmasına şaşırmamak gerek.  Bütün bunların karşısında sınıf sendikacılığı isteyen işçilerin yok edilmeye çalışılması işçi sınıfının haklarının tamamen yok edilmeye çalışılmasından ibarettir. Bu direniş başarısızlığa uğrarsa işten atılmaların önü açılacak ve en ufak haksızlığa bile ses çıkartan her işçi kolaylıkla kapı dışarı edilecektir. Diğer iş kollarında böyle sendikalara karşı mücadele eden işçilerin sayısı azalacak ve azmi düşecektir. Genelde işçi sınıfı kaybedecektir.  Sarı sendikaların kervanı yürümüş, patronların sefası sürmüş olacaktır.

Bu kararlı direnişi kırmak için Paşabahçe patronunun çeşitli girişimleri oldu. Patron, atılan işçilerin bazılarını Eskişehir Paşabahçe fabrikasında değerlendireceği üzerine fabrika içerisinde yazı yayımladı. Ardından belirli bir zaman geçtikten sonra yerel radyodan kayıt geçerek, atılan işçilere Eskişehir seçeneğinin sunulduğu ve bu seçeneğin kabul etmediklerini ilan eden bir konuşma yapıldı. Patron ve sarı sendika çizgisi böyle yaparak halkın direnişe verdiği desteği kırmak ve atılan işçileri yalnızlaştırmak istedi.   

Kısacası Paşabahçe patronunun direnişi kırmaya yönelik yaptığı bir siyaset var. Bu siyasete karşı işçi sınıfının direniş hattını iyi belirlemesi gerekiyor. Bu direnişi kaybetmemek adına mantıklı bir siyasete ihtiyacımız var.  

Halkın desteğini alan bu direniş daha fazla genişlemelidir. Bu bağlamda atılan işçilerin şu sıralar almış olduğu İstanbul’a yürüyüş kararı yerinde bir karardır. Sınıf siyasetçileri bu direnişin genişleyip büyümesi için ellerinden geleni yapmak zorundadır. İş-Aş-Adalet sloganıyla başlatılacak olan bu yürüyüş işçi sınıfının genel taleplerinin sıralandığı bir yürüyüşe dönüşebilir. Bu yürüyüş her geçen gün haklarımızın elinden alındığı ve özgürlüklerimizin gasp edildiği bu kötü gidişata dur demek için bir çıkış yolu olabilir. Bu direnişe her iş kolundan işçi omuz vermelidir.  Bu direniş hepimizin direnişi olmalıdır.