Patronların bir dediğini ikiletmeyen hükümetin işçi sınıfının aleyhine çıkardığı torba yasalar süreci herkesin hafızasında taze olarak duruyor. Siyasal iktidar yetmezmiş gibi işçilerin elinde kalan son hak kırıntılarını, işçiyi kölelikten ayıran hakları ortadan kaldırmak için artık daha fazla hızlanmış durumda.

TTK’nın özelleştirilmeye çalışılması ve muhalif şişecam işçilerinin işlerinden atılması patronların son dönemdeki saldırılarına örnek gösterilebilir. Madencilerin, özelleştirmeler geri çekilene kadar çalıştıkları madenlerden çıkmama kararı AKP’ye geri adım attırmış oldu. İşçi sınıfının etkili eylem kararlarıyla bu saldırıların püskürtülmüş olması sınıf çıkarları açısından önemli.

Diğer taraftan işten atılan 90 şişecam işçisinin kararlı mücadelesine hepimiz şahit olduk. Şİşecam direnişinin kazanımla sonuçlanması sınıf çıkarları açısından önemli bir gelişme. Patronun direnişi kırma çabalarını her seferinde boşa düşüren cam işçileri, sınıf siyasetinde deneyim biriktirmemizi sağladı. Direnişin sönümlenmeye gittiği noktada İstanbul’a yürüyüş kararı önemli bir adımdı. Bu karar sayesinde direniş kazanımla sonuçlandı.

Artık işçi sınıfı, herhangi bir direniş sırasında hareketsiz kaldığını anladığı an cam işçileri gibi bu kararı almaktan geri durmayacaktır. Maden işçilerinin, ‘’Özelleştirmeler geri çekilene kadar madenlerden çıkmıyoruz.’’ kararı buna örnektir diye düşünüyorum.

Bu direnişi sadece 90 işçinin işe geri dönmesi için yapıldığını düşünmeyelim. Bu direniş aynı zamanda demokratik sendika ve sınıf sendikacılığını var etme ve gerçekleştirme mücadelesiydi. Cam işçileri geçmişte bu düşünceyle hareket ettikleri için işlerinden oldu. Geçmişten bugüne örgütlü oldukları Kristal-İş sendikasının toplu sözleşme dönemlerinde işçilerin haklarını nasıl geriye götürdüğünü herkes bilir. Her seçim döneminde patronla el ele verip çeşitli Ali Cengiz oyunlarıyla seçim kazanan 15 yıllık sendika yönetimi işçilerin önünde büyük bir engel olarak duruyor.

Sarı sendikaların ihanet listesine geçtiğimiz günlerde bir yenisi daha eklenmiş oldu. Tuzla Khul Destek fabrikasında çalışan 30 işçi, sendikanın kendilerinin onayını almadan imzaladığı toplu iş sözleşmesine itiraz ettikleri için tazminatsız işlerinden oldular. Türk-İş’e bağlı Çimse-İş sendikasının ücret açısından bakacak olursak yüzde 3 gibi bir zammı kabul etmesi sarı sendikacılıkta gelinen son noktaydı. Patronlar ve sarı sendikaların iş birliği sonucu birçok fabrikada işçiler çok düşük ücretlerde çalıştırılmak isteniyor. Patronlara ve sarı sendikalara ders vermek için şişecam direnişinde nasıl kazandıysak bu tür direnişleri de kazanımla sonuçlandırmamız şart.

Sarı sendikalar işçi sınıfının sırtında bir yük olarak duruyor. İşçi sınıfının ekonomik haklarını patronlardan koparmamız için bu yükten kurtulmaktan başka çaremiz yok. İşçi sınıfı sarı sendikalardan kurtulmadığı sürece ne sendikal örgütlülük artar ne de doğru düzgün bir toplu sözleşme imzalanır. O yüzden cam işçilerinin ve diğer iş kollarında çalışan işçilerin, sendikalarını dönüştürme mücadelesinde işçilerle birlikte ortak hareket etmeliyiz.