TBMM ne kadar önemli? Siyaset alanında önümüzdeki yüzlerce sorudan sadece bir tanesi.
16 Nisan Referandumu’ndan sonra bir çoğumuz için yepyeni bir kavram asıldı havaya: Sine-i millet. Bu çok anlamlıydı ama CHP milletin vekili olmaktan ‘çıkıp’, milletin arasına ‘karışmadı’. Mecliste kalmayı tercih etti. Bu CHP’nin referandum sonrası milyonların Kılıçdaroğlu’nun ağzına baktığı bir durumda yaptığı en büyük hatalardan biridir. Ama CHP de yılların CHP’sidir. Şimdi bütçe görüşmeleri var ve CHP aktif bir şekilde sahada. Her parti mecliste bir siyaset yürütüyor ve yol haritaları konusunda emareler bırakıyorlar. Eğer derdimiz çok geniş bir yelpazede siyaset yapmaksa bu emareler bizi ilgilendirir.

 

Bütçe görüşmeleri TBMM için belki de yılın en önemli 2 haftası. Her gün bir tartışma. Her gün bir kavga. Hazırlanan o bütçe taslakları mı yırtılmıyor; kürsüye matruşkalar mı getirilmiyor. Müthiş şovlar, harika tartışmalar...  Dünyaya sadece oturduğu yerden bakanlar şöyle diyebilir: “Koskoca vekiller konuşarak anlaşamıyorlar, çocuk gibi kavga ediyorlar”. Bunu diyenlere kulak asmayınız ve geçiniz. Hatta biliniz ki, maalesef, ne kadar üzücü ve korkunçtur ki mecliste bazı ‘saygın’ ve ‘hoş’ atışmalar da yaşanıyor.

 

Bütçe görüşmelerinin ilk günü Başbakan Binali Yıldırım, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun üçüncü köprü ile ilgili konuşmasını yalanlayan bir kaç espri yaptı kürsüde. Kılıçdaroğlu da güldü ve alkışladı. Sanki çok adil bir turnuvadayız da, sportmenlik ön planda. Bu turnuva hakemin taraflı, çizgilerin asimetrik, kuralların da ihlal edildiği bir turnuva. Onca tehdit, şantaj, belediyeye operasyon, meclisin lağvedilmesi gibi CHP’nin üzerine atılan dev yükler varken Kılıçdaroğlu sportmenlik yaptı bu turnuvada. Kılıçdaroğlu’nun da çok iyi bildiği gibi ‘adalet’in a’sı ülkede yokken Kılıçdaroğlu alkışladı rakibini. Salonu terketseydi, adalet yazılı döviz tutsaydı, somurtsaydı, arkasını dönseydi, mikrofonu kırsaydı, Meclis Başkanına sataşsaydı yeriydi ama tam tersi, esprilere destek verdi. Bu olmadı. Biz ‘olan’lara bakalım.

 

-       CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, kürsüye çıktı. ‘Evlilik ve Aile Hayatı’ adlı içinde kadına şiddeti meşru gösteren, çok eşliliği savunan, tiyatroyu ve baleyi şeytani gösteren bir kitabı tuttu ve dedi ki: “Sayın bakan defalarca bu kitapları sordum ama bir cevap dahi vermediniz” . İşte o Bakan Kaya aynı gün cevap vermek zorunda kaldı: “Ben gereğini yaptım, o kitaplar toplatıldı”. İnternetten hala satılıyormuş ama olsun. İyi oldu.

 

-       AKP koltukları genelde boş. Bakanlar dahi gelmiyor. Ancak AKP koltuklarına uzun zamandır oturmayan bir isim daha var. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu. Bunu gündeme CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan getirdi ve bir ayı aşkın süredir gelmediğini belirtti. Milletvekilliği yapmayacaksa maaşını keselim, ‘bütçemizi harcamasın’ dedi. İyi oldu.

 

-       Meclis Başkan Vekilliği’ni AKP adına yapan bir isim var: Ayşe Nur Bahçekapılı... Geçtiğimiz günlerde iç tüzük kurallarının dışına çıkarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Davos’taki ‘one minute’ çıkışına övgüler düzdü. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel “haddini bil” dedi, “bu meclis böyle yönetilmez” dedi, “sen burada öğretmenlik yapamazsın” dedi. İyi oldu.

 

-          HDP Milletvekili Osman Baydemir konuşmasında ‘Kürdistan’dan gelen bir temsilci olarak’ dedi ve 2 oturum ceza aldı. Baydemir konuştuktan sonra AKP’liler mal bulmuş mağribi gibi atladılar konuya. Burada CHP’nin tavrı çok önemliydi. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel aynen şu cümleyi kurdu: “Bir parlamentoda en aykırı, en şok edici fikirlerin dahi dinlenilebilmesi ve tahammül edilmesinin gerektiğini düşünüyoruz”. İyi oldu.

 

-          Meclisin en güzel tartışmasına geliyoruz şimdi:
Kürsüde CHP istanbul Milletvekili Gülay Yedekçi konuşuyor ve ‘Gülay Yedekçi Şov’ başlıyor. Burada ‘şov’ tabiri yanlış anlaşılmasın. Şov işi zor iştir ve bir aklın göstergesidir. Bir siyasetçi tabii ki o kürsü hakkını kullanırken yapacağı şovu üzerine de düşünmelidir. Gülay Yedekçi bütçe tasarısının yazılı olduğu o kağıtları yırtarken AKP sıralarından şu ses yükseliyordu: ‘Şov yapma’... Bu içi boş itirazın önemli bir sebebi var, çünkü AKP’li vekiller şov yapamıyor. Yapınca da sağlam bir mide gerektiriyor. En sağlam şovları Anayasa Değişikliği oylamalarından. Yorum sizin, bakınız:

 

 

Gülay Yedekçi o kağıtları yırttığı esnada Meclis Başkanvekili Pervin Buldan. Gülay Hanım, kürsüden ayrılıyor ve yerine geçiyor. AKP Grup Başkanvekili, Yedekçi’nin kağıtları toplaması üzerine söz alıyor ve Buldan’a diyor ki “Sayın Başkan...”.  Başkan diyecek tabii. Çünkü TBMM’nin o sırada başkanı Pervin Buldan. Yok bir de ‘kağıtları toplat’ diye emir verecekti! İmkanı olsa HDP’nin eş başkanları ve milletvekillerine de yapıldığı gibi anında tutuklatır Pervin Buldan’ı. Ama yapamaz. ‘Başkan’ demek zorunda. Çünkü Başkan=Pervin Buldan.
 
Bu anı görmek, duymak iyi bir his. İçiniz rahatlıyor. Bunu hayatta karşımıza çıkan ‘küçük mutluluklar’ olarak söylemiyorum. Bunun anlamı büyük aslında. Orası meclis ve o vekiller meclisin bu kurallarına uymak zorunda. Her ne kadar iç tüzük değiştirilse de, meclis işlevsiz hale getirilse de en temel demokratik haklardan bazıları korunuyor. Bu kurallarla Pervin Buldan meclis başkanvekili olabiliyor ve Bülent Turan Başkan’ın haklarına müdahale edemiyor. Biz de bu demokrasiyi ve bu kademelendirmeyi görüyoruz. Rahatlamamız ondan. Meclisin önemi ve meclis kavramını bir kez daha hatırlıyoruz. Bir meclis işleyince iyi oluyor.