Bahçeli varlığını Erdoğan’ın varlığına armağan ettiğine dair resmi açıklamayı yaptı.

Burada bu ülkenin sağ geleneği açısından birçok sonuç ortaya çıkacaktır.

Öncelikle, sağ adına artık dengeleri bozacak bir İyi Parti unsuru var. Bahçeli'nin bu açıklaması, sağda yaşanan kırılmayı derinleştirecektir. MHP'nin AKP ile yakınlaşmasına tepki olarak ortaya çıkan "İyi Parti"nin önünün açılacağı söylenebilir. Bu anlamda kan kaybeden MHP’nin desteği doğrusal olarak Erdoğan'ı başkanlığa götürmeye yetmeyecektir.

Bir diğeri ise "milliyetçilik" adına ciddi bir erozyonun söz konusu olmasıdır. Salt milliyetçiliğin artık bu ülkede ideolojik-politik olarak kendini var edemediği ve edemeyeceği açıktır. Kürt illerine ve Alevi halkına gitme görüntüsü veren İyi Parti, MHP karşısında güç kazanmaya devam ediyor, MHP ise AKP'ye endeksli hale geliyorsa bu ülkenin yıllardır süregelen milliyetçi geleneği temelinden sarsılmış demektir.

MHP bu noktada "adayımız Erdoğan ama fikrimiz iktidarda" diye düşünüyor olabilir. Ancak AKP'nin geleneksel anlamda milliyetçi olmadığı açık. AKP'nin milli-muhafazakar, ağırlıklı olarak muhafazakar çizgisi en nihayetinde şimdiye kadar MHP ile kendini var eden milliyetçi taban ile çelişecektir. Örneğin AKP tarafından önerilen cinsel istismar önergesi MHP vekilleri tarafından bile tepkiyle karşılanmıştı. “Eşofman giyen kız çocukları zina yapıyor” düzeyinde bir gericilik üreten AKP aklı, geleneksel milliyetçi tabana hitap etmeyecektir.

Yorulan boksörlerin birbirine sarılması gibi; AKP yarım bir MHP ile ittifaka imza atmış olarak 2019’a yürüyor diyebiliriz.

Tüm bu olası sonuçların bizler için avantaj olduğunu da görebiliriz. Bu avantajlar ancak değerlendirildiğinde bu ülkenin emekçileri ve ezilen hakları açısından olumlu sonuçlar yaratabilir.

Değerlendirmenin bir sonucu olarak ; durumun hiç de öyle “iç savaşın arifesindeyiz” veya “faşizm geldi” düzeyinde olmadığını artık anlamalıyız. İmkanlarımız çok, düşmanımız güç kaybetmekte.

Felaket tellallığını bırakıp bu ülkenin iyiliğini isteyen herkesin ittifakını yaratmak üzere yola koyulmalıyız.

“Nasıl yaratacağız?” diye sorulduğunu duyar gibiyim. Neyse ki bu ülkede bu sorunun cevabı için çabalayanlar var.

20 Ocak’ta 2019 seçimlerini tüm İstanbul halkıyla birlikte tartışmak ve yol haritasına karar vermek için önemli bir çağrı var. Bu bir araya geliş bizim için çok ciddi bir imkandır.

İlk adım olarak bu çağrıyı kuvvetlendirmek için elimizden geleni ardımıza koymamalıyız. Halkın kendi geleceğine yani bu ülkenin en kritik seçim süreci olan 2019 sürecinde nasıl tavır alacağına dair tartışabileceği bir zeminin olması; ekmek gibi su gibi ihtiyaçtır. Bu zemin birçok önemli kararı ve gelişmeyi de beraberinde getirecektir.

Emekçilere açlık sınırı altında asgari ücreti reva görenlerin, ezilen halklarla savaş siyasetini sürdürmenin, zulmün ittifakına karşı; barıştan, demokrasiden, emekçinin hakkını almasından yana olanların ittifakı.

Hodri meydan.