“Ne yapmalı?” siyasette her zaman güncelliğini koruyan ve yeni gelişmeler ışığında sürekli olarak cevaplanması gereken bir soru.

Neyse ki kadınların artık bu soruya verecek ders niteliğinde yanıtları var.

Öncelikle şunu belirtelim, kadın hareketi artık hem Türkiye’de hem Dünya çapında oldukça kuvvetli. “Feminizm”in yılın sözcüğü seçilmesi, birçok ülkede 8 Mart için kitlesel yürüyüşler düzenlenmesi, Türkiye’de kadınların İstiklal Caddesi’ni doldurup taşırması, kadınların artık bir eşiği atladığını çoktan gösterdi. Bu 8 Mart, kadınlar açısından gerçek bir umut kaynağıydı.

Peki meydanları dolduran kadınlar nasıl sürekli bir birliktelik sağlayabilecek?

İşte bunun için adres Türkiye Kadın Meclisi oldu.

11 Mart Pazar günü İstanbul’da Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde birçok farklı dünya görüşünden, farklı yaştan, farklı alışkanlıktan kadın bir araya geldi. Birbirine hiç benzemeyen yüzlerce kadını bir araya getiren, birbirine benzeyen hedefleriydi.

Aralarında birçok kadın gibi şiddete uğramış olan da vardı, hiç uğramamış olan da. Kızını, kardeşini ya da annesini kaybetmiş kadınlar da oradaydı, onlara “Asla yalnız yürümeyeceksin” demek için gelenler de. Her birinin yaşamı birer direniş, birer başarı hikayesi.. O salona gelene kadar birçok engel aşılmış, kimi 8 Mart yürüyüşüne katılmak için kocasıyla tartışmış, kimi ailesini karşısına almış, başarmış. Kendileri için değil, başka kadınlar aynı sorunları yaşamasın diye kafa kafaya vermek için oradaydılar.

Herkesin içerisinde olduğu bu hayatı, herkes gibi, erkeklerle eşit yaşayabilmek için bir araya geldiler.

Bunu niye söylüyorum? Bir kadın hareketi yaratmak için bir takım "özel" kadınlara gerek yoktur da ondan. Önemli olan sıradan kadınların fikrini bir araya getirebilmektir. Farklı siyasi görüşlerden kadınların bir araya gelebilmesini sağlayacak gerçek bir meclis yaratmaktır. Eşitsizliği durduracak büyük kuvvet bu şekilde doğabilir. İşte Türkiye Kadın Meclisi’nin “Ne yapmalı?” sorusuna verdiği ilk yanıt budur. Birbirine hiç benzemeyen kadınlar, kendi hayatlarına dair karar verebilmek için bir araya gelebilir, fikir yürütebilir. Kadın hareketinin birer öznesi olmak için başka hiçbir şeye ihtiyaçları yoktur.

Kadınların siyasette özne olabilmeleri için tek ihtiyaç onlara kendilerini eşit söz hakkıyla ifade edebilecekleri alanlar yaratmaktır. Kadın Meclisleri de işte budur.

Kadınlar da bunun farkına varmış olacak ki, toplantıda söz alan kadınların birçoğu, Kadın Meclisleri’ni her il ve ilçede kurma önerisini dile getirildi. Bir yıldan kısa bir süre içerisinde onlarca il, onlarca ilçede kadınlar organize olabildiklerini gördüler. Bu çabayı bir araya getirince ne kadar kalabalık olduklarını fark ettiler. Şimdi bu öz güvenle 81 ilde Kadın Meclisleri’ni kurmayı başarabiliriz.

Bu anlamda Türkiye Kadın Meclisi, halkın “bir takım ünlü bürokratları dinlemek üzere çağrıldığı” durumda değil, ancak kendisinin de söz hakkına sahip olduğu durumda örgütlenme eğilimlerinin ne kadar kuvvetlenebileceğini de gösterdi.

Mecliste dikkati çeken bir diğer yön ise kadınların bu buluşmayı aynı zamanda ülke siyasetinde gelinen olumsuz noktadan da çıkış olarak görmesiydi. Başarmak için buldukları formülü paylaşmak istediler. Bu yüzden siyasette daha aktif rol alalım, dediler. 2019 seçimlerine yönelik müdahalelerde bulunmayı gözlerine kestirebildiler.

Şimdi kadınların daha neler başarabileceğine hep birlikte tanıklık edeceğiz. Mecliste alınan her bir kararın tek tek hayata geçirildiğine şahit olacağız. Çünkü o kararlarda herkesin fikri var. İşte bu yüzden, insanları, birtakım uzmanları dinlemek için bir yere çağırmaya çalışmanın lüzumu yok. Uzmanlarla özel bir husumet yaşadığımızdan değil, insanların kendi fikirlerine sahip çıkıp mücadeleye katılmasının başka bir yolu olmadığından.

Sonuç olarak “Herkes konuşursa her kafadan ayrı ses çıkar, karar almak imkansız hale gelir.” klişesinin yerle bir olduğu bir günü hep beraber yaşadık. Her kafadan bir ses çıktı ve gayet de güzel oldu. Meclisler yoluyla olabildiği görüldü. Türkiye Kadın Meclisi bürokratlara ders, kadın düşmanlarına dert oldu.

Dünya çapında bir sağ rüzgar esiyor gibi görünebilir. Kıyımlardan beslenenler başarıyor gibi görünebilir. Ancak bu rüzgar geçidir. Kalıcı olan, kadınların estirdiği feminizm rüzgarı ve onun bizlere kazandırdıkları olacaktır.