Erdek Zeytin Tarım Satış Kooperatifi, ekonomik olarak Kapıdağ’ın kalbi. Dolayısıyla da seçimleri her zaman çekişmeli ve müdahaleli olmuş. Hem yerel hem de ulusal çaptaki siyaset, hem de birlik üst yönetimi daima bu seçimlere etki etmek istemiştir. Artık bundan şikayet etmenin bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Hele ki 5000 ortak söz konusuysa konu toplumsaldır, herkes sözünü söylemelidir.  

Bu çerçevede ben de görüşlerimi ifade etmek istiyorum. Her ne kadar kooperatif ortağı olmasam da, zeytinlik kiralamış, bu kiralama sözleşmesinin gereği olarak kooperatife zeytin döken, yağ sıktıran, kaloriferi için kurutulmuş zeytin çekirdeği alan birisi olarak, yasal olmasa da meşru olarak söz söylemeye hakkım olduğunu düşünüyorum.

Öncelikle kooperatifin genel kurulu ne yazık ki, üreticinin iradesini tam olarak yansıtmayacak. Bu benim gibi kiralama ya da ortakçılık usulü ile zeytinlik bakanların azımsanmayacak rakamlara ulaşmasından değil, aynı zamanda aile içinde devirlerin yapılmamasından kaynaklı olarak kooperatif üyelerinin çoğunun artık zeytinliklerde sadece hasat zamanlarında boy göstermesinden de kaynaklanıyor.

Kooperatif yaş ortalaması iyice artmış durumda ve bu sadece Erdek için bir sorun değil, diğer kooperatiflerin de bir sorunu. Dizleri titreyerek genel kurula gelen kişilerin iradesinden sağlıklı bir sonuç çıkmasını beklemek doğru değil sanırım.

Bu konuda, hem gençlerin önünü açacak ve onları zeytincilik ile barıştıracak, hem de kiracı ve ortakçıların sürece katılımını sağlayabilecek hukuksal düzenlemelerin yapılması gerekir. Aksi takdirde kooperatifin ismi değiştirilerek “Zeytinlik Sahipleri Kooperatifi” yapılması daha doğrudur.

İkinci olarak, Zeytin Satış Kooperatifinden, onun boyunu aşan beklentilerin içine girilmesini de doğru bulmuyorum. Yapay gübre alımı organizasyonu, bir satış kooperatifinin işi değildir. Çeşitli spekülasyonları da beraberinde getirir. Bunu yapabiliyorsa ziraat odası yapmalıdır. O da bunu yaparken seçenekler oluşturmalı ve üreticiyi bir şirkete angaje etmemeli, organik ve hayvan gübresi seçeneklerini de oluşturmalıdır.

Keza ilaç meselesi de böyledir. Eğer bütün bölge uçakla ilaçlanıyorsa, kooperatife zeytin dökmeyenlerin de maliyete ortak olması gerekir. Bunun yolu da, yine ziraat odasından geçer. Sonuçta Çiftçi Kayıt Sistemi yoluyla tüm zeytinliklerin kayıtları tutulmaktadır. Metrekare ya da ağaç sayısına göre daha adil bir maliyet paylaşımı söz konusu olur. Maliyet iyi zeytin bakımı yapanın üstüne binmez. Böylelikle zeytinliklerin bakım standardı yükselir, zeytin ağacı başına verim artar. Toprak tahlil laboratuarı konusu da bu kapsamda ele alınabilir.

Dolayısıyla ziraat odası ile zeytin satış kooperatifinin işlevlerini yerli yerine oturtmadan, zeytinciliğin ilerlemesi mümkün değildir. Bu açıdan yeni seçilmiş ziraat odası yönetimi, kooperatif seçimlerine müdahale etmek yerine, zeytinciliğe müdahale etmelidir. 

Üçüncü olarak, Erdek zeytininin bir marka olmasına çalışmak için, Erdek Zeytin Satış Kooperatifinin başına geçilmesine gerek yoktur. Kapıdağ’da zeytincilik Kyzikos uygarlığından beri var. Niyeti olan şimdiye kadar bunu yapardı. Niyeti olan, şimdiye kadar küçük de olsa bir işletme kurar ve bunun için çabalardı. Kapıdağ Yarımadasının organik tarım potansiyelini görür ve bunun için adımlar atardı. Sanayileşmeye organik tarım ile karşı çıkardı.

Bu çerçevede “Zeytin Satış Kooperatifinden beklentimiz nedir?” diye düşünecek olursak, basitçe ürettiğimiz zeytini doğru bir şekilde işlemesi ve adil bir fiyatla satmasıdır. İşte büyüklük itibariyle yerine koyamayacağımız işlev budur, yani tonlarca malımızın pazarlanması.

Bu noktada Birlik yönetimine katılım önemlidir, hatta hayatidir. Ancak bu katılım yerel iradeyi yansıtan bir katılım olmalıdır, birlik yönetiminin kendi geleceğini belirleme dayatması olmamalıdır.  Oy kullanılırken listelere bağlı kalmak zorunluluğunun bulunmadığını, bu dayatmanın temsilcisi olanların üzerinin çizilebileceğini hatırlatmakta yarar var. Sonuçta ortakların iradesine ipotek konulamayacağını göstermek için de bir fırsat olur.

Erdek kooperatifinin yasa ile kurulmuş bir birlikte, özerk bir yapı oluşturamayacağı açıktır. Ancak kendi ortaklarının çıkarlarını koruyan adımlar atması da engellenemez. Bu açıdan yardımlaşma fonu kurulması ne kadar doğru bir karar idiyse, yağ fabrikası işletilmesi de o kadar doğru bir karardır. Kapıdağ’ın yağı üzerine çalışmak ve geliştirmek için de önemli bir atılımdır. Yağhane’nin işleyiş sorunları aşılarak, daha iyi hale getirilmeli ve belirli bir miktarın altındaki(örneğin 100 litreye kadar) sıkımları ücretsiz ya da daha hesaplı hale getirerek, ortaklarının kendi tüketimlerini de kooperatif bünyesinde değerlendirmek için çalışılmalıdır.

Hafta sonu yapılacak seçimler, Erdek zeytinciliği için bir milat olmayacak. Hayat her koşulda devam edecek. Son üç yıldır hasadın berbat geçmesi Zeytin Satış Kooperatifinin suçu değil. Doğanın dengelerini gözetmeyen, zeytinciliğin gereklerini yerine getirmeyen, turizmden eline geçenle yetinen ve bahçesine uğramayan, birbiriyle dayanışmayan, kendisini değiştirmeyen, geliştirmeyen herkesin suçu.

Bu yüzden de seçimler, her şeyi herkesten çok iyi bilen, her şeyi tek başına değiştirebileceğini iddia eden, ancak yıllardır hiçbir şeyi değiştiremeyenlerin, bu gerçeklerle yüzleşeceği bir seçim olacak.

Elbette adaylar kadar, gelip tercihte bulunacak üyeler için de. Onlar da önlerine konan listeleri mi yoksa, kendi tercihlerini mi sandığa atacak? Herkesin aklına saygı duymak ve seçimlerin dört yıl için olduğunu aklıdan çıkarmamak gerekli. Kim öle, kim kala değil, kim ne dedi ve ne yaptı?...