2015 genel seçimleri birçok açıdan tarihi bir seçim olacak. Muhalefet açısından bu seçimlere iki olay damgasını vuracak. Birisi CHP’nin adayları ön seçimle belirleme, diğeri de HDP’nin parti olarak seçimlere katılma kararları.

Bu iki karar, eğer doğru yöntemlerle icra edilebilirse, özellikle batı illerinde uzun yıllardır süre giden ve muhalefetin temel hastalığı olan sandıksız siyaset yapma geleneğinin son bulmasına yol açacak.

Ne demek sandıksız siyaset geleneği?

Sandıksız siyaset, partiye herhangi bir aidiyet hissetmeden ve hatta partiye üye dahi olmadan,  herhangi bir seçilememe kaygısı taşımadan, meslek odalarında, sendikalarda, dernekler ve kooperatiflerdeki idari koltuklara kök salarak ya da işi dışında toplumla geniş bir temas yüzeyi kurmadan, toplumsal değişimin bir parçası olmadan, tanıdık gazetecilere bir iki haber yaptırarak, tanınmış kişilerle sürekli gülücüklü fotoğraflar çektirerek, seçim dönemlerinde liderin ya da parti yönetiminin etrafında dolanarak, listede kendine seçilebilecek bir yer arayan, bu yeri bulamadığında da sandık için kılını kıpırdatmayan, kerameti kendinden menkul kişilerin sürdürdüğü siyaset geleneğidir.

CHP’nin adayları ön seçimle belirleme kararı ile birlikte, CHP teşkilatları geçmiş seçim dönemlerinde görülmemiş bir hareketliliğe tanık oldu. Milletvekili aday adayı sayılarında ciddi bir artış oldu. Peşi sıra teşkilat gezilerine çıkıldı. Ve o can alıcı soru sorulmaya başlandı; kim partili, kim değil?

İktidar partisi ile muhalefet partileri üye sayılarının arasındaki uçurum, herkesin malumu idi. Bu uçurumun nasıl kapanacağı konusunda ilk işaretleri bu ön seçim kararı verdi. Önümüzdeki dönemde CHP ön seçimde ısrar ederse üye sayısı ciddi bir artış gösterecektir. Keza adayların ortaya çıkış süreci de, sadece seçim dönemleriyle sınırlı kalmayacak, teşkilatla birlikte geçirilecek daha uzun sürelere yayılacaktır.

Öte yandan HDP’nin seçimlere parti olarak girme kararı da, sandıksız siyaset geleneğini tarihe gömecek adımlardan bir tanesidir. HDP bu kararla ilan etmiştir ki, barajı aşmak için batıdaki sandıklardan çıkacak her oy değerlidir.

HDK bileşenlerinde daha önce batı illerinde gördüğümüz, adayların ilanına kadar süren ve daha sonra sönümleşerek sandık işlerini Kürtlere bırakan hareketlilik, bu kez son seçmen sandığa oyunu atana kadar sürecek görünmektedir.

Batıdaki seçmen listelerinde kayıtlı olmayan Kürtlerin kaydedilmesi, ilçe teşkilatı bulunmayan yerlerde ilçe teşkilatı kurulması, daha fazla Kürt hareketi dışından aday çıkması ve yurt dışına taşan çalışmalar HDP’nin de potansiyel oylarını konsolide etme konusunda ayrıntılı bir taktik çalışma yürüttüğünü ortaya koymaktadır.

Tüm bunlar, özgürlük, eşitlik ve adalet için siyaset yapanların, tabanın içinden ve sandığı önemseyerek ortaya çıkmalarını sağlayacak demokratik bir geleneği oluşturmak için umut verici süreçlerdir.