Genel seçimlere katılacak siyasi partiler milletvekili aday listelerini yüksek seçim kuruluna verdiler. Adaylara bakarak yapılan ortak değerlendirmeler, HDP’nin barajı aşabilmek için hem AKP, hem de CHP oylarına yönelik hamleler yaptığı, diğer partilerin ise siyasi tabanlarına yönelik pozisyonlarını korumaya çalıştığı yönünde.

Kürt sorununun uluslar arası boyutu nedeniyle, HDP’nin barajı aşamaması durumunda ortaya çıkacak hükümetin meşruiyet sorunu yaşayacağını ve bir yıl içinde barajı indirerek bir seçime yönelmediği takdirde mevcut siyasi sistemin bütünüyle bir çöküşe sürükleneceğini görmemek mümkün değil.
12 yıl önce Kürt hareketinin olmadığı bir mecliste bile tezkere geçiremeyenler, şimdi bu Ortadoğu politikası ve HDP’siz meclis ile ne Kürt sorununun çözümünü sağlayabilir, ne de Suriye’deki sürece müdahale edebilir.
Cumhurbaşkanının, başkanlık hırsları bu çöküşü hızlandıracak bir katalizör görevi bile görebilir. Erdoğan bu meşruiyet sorununu ortadan kaldırmak için 400 milletvekili istiyor. Dolayısıyla Erdoğan ve AKP’nin yeni düzeni sağlayacak yeni anayasayı oluşturma yolu belli.  Ancak bu hedefe ulaşamadıklarında yapacakları belli değil. Dört yıl boyunca biri sarayda, biri köşkte kös kös oturmayacaklarına göre, yola daha parlak yıldızlarla devam edecek bir formül uydurmaya çalışacaklardır.
Peki HDP barajı aşar ve hiçbir parti tek başına iktidarı elde edemezse? O durumda işler biraz karışık ve seçmen açısından sandığa attığı oyunu anlamlandırması için, seçim öncesinde bu karışıklığın bir parça giderilmesi gerekli. Yoksa oyunu bir belirsizliğe kullanmış olacak.
Bu yüzden Almanya seçim sistemindeki gibi, partilerin, seçime girmeden önce, seçim sonucunda oluşacak tabloda nasıl davranacağını, hangi partiler ile koalisyon yapabileceğini, hangileriyle asla yapmayacağını bildirmesi, hem bu karışıklığın giderilmesi, hem siyasi etiğin inşası, hem de partiler arasındaki geçişlerin politikalara bağlı olarak gerçekleşmesi açısından son derece önemli.
 Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanını başkan yapmayacaklarını meclis kürsüsünden duyurdu. Ancak henüz HDP’nin başkanlık sistemi olmaksızın bile AKP ile koalisyon yapmayacağını duyurmadı. Daha da ötesi bir AKP azınlık hükümetini desteklemeyeceğini de açıklamadı. Dolayısıyla AKP’yi geriletip geriletmeyeceğini ileri sürmek doğru değil. 
Keza CHP-MHP ile koalisyon yapıp yapmayacağını, hangi koşullarda yapacağını ya da CHP-MHP azınlık hükümetini destekleyip desteklemeyeceğini, hangi koşullarda destekleyeceğini de açıklamadı.
Yine çok ifade edilen en yaşamasal sorun olarak, Kürt sorununu çözecek yeni anayasanın nasıl yapılacağını da bilmiyoruz. Bu seçilecek meclis mi? Yoksa bir kurucu meclis mi? Bir uçta AKP ile pazarlık, diğer uçta MHP ile uzlaşma. Çözüm bu işin neresinde?
Klasik siyasetçiler gibi, “bunlar ancak seçimden sonra ortaya çıkacak duruma göre konuşulur” demeyin. Bu sorular, parlamentoya girmeyi artık bir temsil aracı olarak görmekten vazgeçmiş, iktidarı ya da iktidarın bir parçası olmayı, hadi olmadı Türkiye partisi olmayı hedeflemiş bir siyasi partinin yanıtlaması gereken ve bu yanıtı barajı geçip geçemeyeceğini de belirleyecek olan sorulardır.
HDP, seçmenden oy isterken önce bu sorunların yanıtını ortaya koymalı. HDP’yi destekleyenler de siyasi olarak neyi desteklediklerini, AKP’yi gerilettiklerini mi, yoksa ilerlettiklerini mi daha iyi bilmeli.
Kadir Dadan