Herkes beyanname açıklıyor. Seçimlere girmesem de, ben de seçim vaatlerimi sıralayayım istedim. Bakarsınız, gün gelir, kişiler değil fikirler iktidar olur.

Özel mülkiyeti kişisel gereksinimler ölçüsünde sınırlandıracağız. Bir bireyin yazlık ve kışlık olmak üzere, en fazla iki evi ve en fazla iki işyeri olacak. Toprak reformu yapılarak arazi vasfına ve aile büyüklüğüne göre tarımsal arazilere de sınırlama getirilecek.

Herkesi gıda üretiminin bir parçası yapacağız. Kır ve kent bahçeleriyle, gıda her yerde üretilecek. Kentlerde yaşayanların en az 100 m2, köylerde yaşayanların en az 1000 m2 gıda üretimi için kullanabileceği bahçesi olacak.

Örgün eğitime paralel olarak, binlerce işsiz ziraat ve gıda mühendisimizin katkısıyla, gıda üretimi, mutfak bilgisi, dengeli beslenme öğrenimlerini içeren halk üniversiteleri kuracağız.

Başta kirletici kimya ve ağır metal fabrikaları olmak üzere, yerel halkın onayından geçmeyen tüm büyük endüstriyel yatırımları durduracağız.

Çevreyi denetlemek üzere, sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve üniversitelerin katılımıyla bağımsız kuruluşlar oluşacak. Bu kuruluşların raporları doğrultusunda, çevreyi kirleten tüm sanayi kuruluşlarını, devlet işletmesi olsa dahi kapatacağız. 

Kooperatifçilik yasasını değiştirerek, demokratik birlikli, küçük ölçekli, ortaklık yapısında ekonomik yatırımları teşvik edeceğiz.

Üretim araçlarının ortaklaşmasına ilişkin, kamusal nitelikte, mahalle/köy düzeyinde yerel işletmeli, demokratik yönetimli makine parkları kuracağız.

Enerji üretim ve dağıtımını kökünden değiştireceğiz. Elektrik gitmedik değil, elektrik üretilmedik köy-mahalle kalmayacak. Yenilenebilir enerjiyi, % 50’nin üzerine çıkaracağız. Nükleer santral yatırımlarını iptal edeceğiz.

Ulaşım, iletişim, enerji alt yapılarını kamulaştıracağız. Yönetimlerini bölgesel birlik meclisleri kurarak demokratik hale getireceğiz.

Toplu taşımacılığı teşvik edeceğiz, özel mülkiyetteki araçların trafiğe çıkışını sınırlandıracağız. Çalışmayan kişilerin otomobil vergileri iki kat olacak.

15 milyonluk kent, yeşil bir kent olmaz. İstanbul’u yaşanmaz yapan rant ekonomisidir. Onun beslendiği damarları körelteceğiz. Yeni havalimanı, köprü projelerini durduracağız. 

Ekonomi ve nüfusun yoğunlaştırıldığı Marmara’daki deprem riski, tüm ülkenin geleceğini riske atmaktadır. Bu bölgedeki tüm endüstriyel yatırımlar durdurulacak, uzun vadede ülke geneline taşınmaları için çalışma yapılacak.

Gökdelenlere ve asansörlü tüm yapılara ekolojik borç vergisi koyacağız.

Vilayet aşan iş gücü transferlerini koşullara bağlayacağız. Herkesin yaşadığı yere kök salması, o kök saldığı yeri güzelleştirmesini teşvik edeceğiz.

Özellikle emekliler için kentlerden köylere göçü teşvik edeceğiz. Köylerde yaşlı bakımına yönelik tesisler kuracağız.

Herkesi yaşamın parçası haline gelen toplumsallaşmış özgür bir birey, her yeri ortak yaşam kültürünü benimsemiş bir yer, özgürlüğü yaşamın olmazsa olmazı yapan bir ülke…

Kadir Dadan

20 Nisan 2015