Aşı karşıtları nereye kayboldu?

Koronavirüs salgının gösterdiği şey, dünyadaki sağlık sisteminin serbest piyasanın felç ettiği şekliyle neredeyse iki buçuk ayak üstünde durmaya çalışan bir masa gibi, salgına karşı durmaya çalışmakta olduğudur. Önlemlerin çoğu yetersizdir, temel meselelere müdahale edememektedir ve ekonomik önlemleri hızlıca uygulamaya isteksizdir. Yine de bir şekilde ayaktadır. Yukarıdaki hokkabazlar ise zaten ne hastalığı ne de insanları görmektedir. Tek istedikleri masaya çıkıp oynamaktır, bunu yaparken yere kapaklanacak olsalar bile.

Koronavirüs salgını önlenemez mi?

En önemli soru şu: Endişelenmeli miyiz, yoksa endişelenmemeli miyiz? Bu soru yerinde bir soru, çünkü koronavirüs ile ilgili gelişmeler her ülkede İtalya’daki gibi seyretmiyor. İtalya’da her gün ölüm sayısı ve tespit edilen vaka katlanarak (geometrik olarak) artarken; Güney Kore’de nasıl oluyor da günlük tedavi edilen kişi sayısı ölen kişi sayısını geçebiliyor? Ya da nasıl oluyor da koronavirüsün ilk tespit edildiği yer olan Wuhan’da kurulmuş 16 geçici hastane artık kapatılıyor ve doktorlar maskelerini çıkararak dünyaya ‘çözdük’ mesajı verebiliyorlar?

Feminizm tartışmasız, mücadele yöntemsiz olmaz

Özel hayatın politikliği yani bireysel ilişkiler ve burada yaşanan sorunların her biri, her ayrıntısıyla yıllardan beri küçük burjuva feministleri tarafından olması gerektiği gibi tartışmaya açılırken kamusal alanın politikliğine sıra gelince neden herkes kırılgan? Kendi dünyasında herkes metalden ama konu milyonları ilgilendiren konuların tartışılmasına ve politik olarak taraflaştırılmasına gelinince camdan. Bu bir çelişkidir ve apaçık bir tutarsızlıktır. Politik olan gündemler özel hayata sıkıştırılamaz. Özel alan da kamusal alan da politiktir. İkisini birbirinden ayrılamaz, bütündür.

Muhalefet kolay mı?

Hiçbir açıdan önemli bir akamete uğramamış bir sistemi alaşağı etmek sanıldığı gibi basit değil. Rusya’nın kurulu düzenini akamete uğratan asıl olarak dünya savaşı ve Alman ordusuydu. Bu zeminde devrimciler, işçi sınıfı ve köylüler gidişata ağırlığını koydu. O sebeple “hazırız hadi yapalım” diyerek yapılamaz büyük radikal değişiklikler.

Tüm kadınlarla, tüm şehirlerde, tüm kadınlar için

Farklı dünya görüşlerinden, farklı imkanlara sahip kadınların katılabileceği genişlikte bir mücadeleyi ilerletmek için yapılması ve yapılmaması gerekenler var. Farklı görüşlerin bir araya gelme olasılığını kimsenin eleştirmemesiyle mümkün olduğunu düşünenler var. Onlara göre, kimse konuşmazsa ayrışmayız deniliyor ancak durum tam tersi. Eleştiriye kapalı olmak kendinden başkasının fikrini dikkate almamak sadece daralmaya yol açar. Biz birbirine benzemeyen kadınların aynı mücadelede yer almasını istiyorsak eleştiriye açık gerçek anlamda demokratik bir zemin yaratmalıyız.

OHAL’de yaşam için grev

Daha önce Hükümet OHAL’i grevleri yasaklayarak patronların lehine nasıl kullandıklarını anlatıyordu gönül rahatlığıyla. Şimdi de piyasalara zarar vereceği için, cepleri dolmayacağı için OHAL’i zararlı görüyorlar. Herkesin OHAL’i kendine öyle mi? Öyleyse işçilerin OHAL’i grevdir. Şimdi işçilerin OHAL’ini ilan etme zamanı. Bu sefer yaşam için grev.

Yalnızca 8 Mart’ın değil her günün feministi olun

Şimdi bazı insanların aklında bayrak taşımak bu kadar önemli midir sorusu belirecektir. Cevabımızı hemen dile getirelim; evet önemlidir. Çünkü orada taşınan yalnızca bir bayrak değil, politik fikrin ve bu fikri ortaya koyanların örgütünün ifade edilmesidir. Kaldı ki ilerleyen yıllarda bu fikrin ve örgütün kadınlara parçası olabilecekleri bir adres olarak gösterilmesinin ne denli önemli olduğu ortaya konuldu.