Post

İngiltere’de Seçimsizlik

İngiltere'de Boris Johnson ve kabinesi çıkan sansasyonel haberler neticesinde istifa etmek zorunda kalmıştı.

Toplumun gösterdiği tepkilerden sonuç alınması sizleri yanıltmasın, dereyi görmeden paçayı sıvamamak gerekiyor. Boris Johnson İngiltere'de Muhafazakar Parti’den seçildiği için istifa etmesi sonucunda yeni başbakan da muhafazakar partiden seçilmek zorunda.

Muhafazakar Parti'nin toplamda 160.000 üyesi var. Adaylar, İngiltereyi yönetme potansiyeline sahip olduklarını partilerinin 160.000 üyesine ispat etmek zorundalar. Yarış son hızıyla devam etti ve adayların seçilmeleri durumunda İngiltere’yi nasıl yöneteceklerine dair çeşitli vaatleri oldu. Liz Truss ve Rishi Sunak geriye kalan son adaylardı. Liz Truss Boris Johnson döneminde Dışişleri Bakanı olarak görev yapıyordu. İngiltere'deki işçileri " yılgın yürüyen ayaklar" (zincirlerinden kurtarılmış İngiltere kitabına gönderme) olarak nitelendirdi ve seçim vaatlerinden biri de işçilerin daha fazla üretim yapmaları için elinden gelen herşeyi yapacağıyla ilgili. Hatta İngiliz işçileri ile Çin'de çalışan işçiler arasında bir kıyaslama yaptı ve İngiliz işçilerinin sürekli grev yapmalarından yakındı. Liz Truss'un Macron hakkındaki görüşleri epey tartışma konusu oldu. Gazetecilerin Makron hakkında ne düşünüyorsunuz sorusuna "Dost mu düşman mı henüz karar veremedik" çıkışını yapması Avrupa Birliği’nde tartışma yarattı. Reklamın iyisi kötüsü olmaz söylevi tam olarak Liz Truss için biçilmiş kaftan. 

Gelelim diğer adaya yani Rishi Sunak'a. Boris Johnson döneminde Maliye bakanıydı. Onun istifa etmesinden sonra kabine anlamını yitirdi ve Boris istifa etmek zorunda kaldı. 1960'lı yıllarda ailesi Hindistan'dan İngiltere'ye göç etmek zorunda kalmış. Gel gelelim yine de yürüttüğü seçim çalışmaları mültecileri göndermek üzerine kurulu.

Trajikomik hadiseler şimdiki zamanda Avrupa'da daha anlamlı cereyan ediyor. Demokrasi ve insan hakları üzerine inşa ettikleri politik düzlem anlamını yitirmekle kalmadı, alay konusu olmaya başladı. Kendisinin bir göçmen olmasına rağmen nasıl göçmenler üzerine siyaset üretebilir hale gelmesini eleştirenlere Rishi Sunak "Bizleri diğerlerinden ayıran şey İngiltere toplumuna hemen entegre olmamızdır" demeçleri veriyor. Kulun bildiğini tanrıdan saklama girişimleri. 

Milletvekilleri arasında yapılan seçimler her ne kadar Sunak lehine sonuçlansa da üyelerin katılımıyla yapılacak olan seçimler Truss'un lehine oldu. Sonuçlar açıklandı ve İngiltere'nin yeni başbakanı Truss oldu. Halka sunulan alternatifler kötünün iyisi mi yoksa kötünün kötüsü mü minvalinde. "Kar etmek şeytani bir şey değil" ya da Brexit öncesi "Brexit kötü bir politika", Brexit sonrası "Brexit İngiltere'nin bağımsız olma girişimidir" tutarsızlığı Liz Truss'un nasıl bir başbakan olacağı ile ilgili kafa karışıklığına yol açmış durumda. İngiltere İşçi Partisi’nin yeni kurulacak olan Başbakanlık kabinesine yön vermesi mümkün görünmüyor. Ki onlar Macron'a dil uzatmaya çalışanları kınamakla meşguller.

Politik zırvalıklar, günübirlik siyasi programlar, mülteci olanın mülteci karşıtı olma izahı,  Ruanda'ya yani İngiltere'nin 6500 kilometre uzağındaki bir ülkeye mülteci ihracatının nihai olarak desteklenmesi. Alın size İngiltere ve Avrupa Birliği'nin insan hakları beyannamesine can çekiştirme süreci.

Mutlak devletin, mutlak olarak kalması için pedofili ve tacizlerin hasıraltı edilmesi. Yolsuzluk ve rüşvetin arşı alaya ulaşması.

Alın size neoliberal yeni dünya düzeninin insanı insan olmaktan çıkaran portreleri.

Toplum yeni bir din mi ortaya çıkacak diye bekleme halinde. Tanrının bu işe bir el atması lazım! Yeni bir din tamamda, bu kadar yüksek bina varken Bilal'in bir bina üzerinden nasıl sesi ulaşacak yeryüzündekilere. Daha aklı başında bir şeyler de beklenebilir aslında. Topluluğa bakınca hiç kimsede unutmamış tabancasını helada. Nerden baksan tutarlılık, nerden baksan akıllıca. Yeni bir düzen de alternatifler arasında. Yıllarca Avrupa tarafından sömürülen Latin Amerika ülkelerinin gerçekçi tahlilleri yeni bir düzen inşasının nüvelerini kendi içinde barındırmakta. Bakmakta yarar var. Avrupa bu sefer sömürmek için değil, sağdan sola geçen yönetimleri kendi ülkelerine de uygulamanın peşinde gitmeli. 

 

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

AKP Sonrası Senaryolar

Post

Ülkenin Sorunlarını Paranteze Almak

Post

İndirim Var

Post

Adım Başı Trampet

Post

Sağdan Sola Bilinç Aktarımı

Post

Sağdan Sola Bilinç Aktarımı (2)

Post

İngiltere’de Seçimsizlik