Post

Sokakta Dünya Gündemi

Sokak röportajları çoğu zaman ekonomik krizin gerçekçi, dinamik taraflarını yansıtabiliyor. Bir yöntem olarak, röportajda birden çok kişiye mikrofon uzatılması, farklı görüşleri bir araya getirmesi anlamına geliyor. Yol TV, sokak röportajlarına bu şekilde devam ediyor.

Bu yöntemle sokakta görüşler çarpışır hale gelebiliyor. Hiç alışık olmadığımız bir durum; insanlar birbirine kıyasıya itiraz ediyor. İlk akla gelen “kafa göz dalmak” değil de akla ve mantığa, daha iyi seslenmeye çalışmak oluyor. Pek çok insan evinde bedeninde yaşadığı için cevapların üzerinde dolu dolu düşünmüş konuşabiliyor. Ne kadar güzel! Çok etkili ifadeler ortaya çıkabiliyor. Miting meydanlarını etkileyecek kadar denilebilir.

Mikrofonu iktidarı övmek için fırsat olarak görenler de çıkıyor. Kendi kulvarında seviye atlanmış; AKP’nin yönettiği ülkede ekonomik kriz olduğunu kabul ediyorlar.

Görüşleri bu kadar mı aynı olur, seri halde tekrarlanan ifade “Dünyada da kriz var, enflasyon her ülkede var”. Yani bu arkadaşlara göre; “Dünyada enflasyon var, neden bizde de ekonomik kriz, enflasyon hatta yüksek enflasyon olmasın?” Sürekli A Haber ve Erdoğan’ı dinledikleri, belli kalıpları (ifade ederken lal eden) savunmaktan başka çare göremediklerini belli ediyorlar. Tabi ki ilk sınıfsal çarpışma içerisine girdikleri zamanda onlar da farklı konuşmaya başlayacaklar.

Kendi içinde bir tutarlığa davet edelim desek, zor duruma düşecekler; “dünya lideri” dedikleri şahsiyet, bu durumda dünyada ekonomik krizin kabulüyle dünya çapında başarısızlığı temsil ediyor. Neyse ki, epeyce cevaplarını alıyorlar.

Dünyadaki kapitalizme vurgu yapmak veya itiraz etmek ancak kendi kapitalistine itiraz etmekten başlayabilir. Ne dünya kapitalizmine karşı çıkıp kendi kapitalistini onaylamak kabul edilebilir, ne de daha az enflasyon olan dünya kapitalist ülke örneklerini onaylayarak sadece kendi kapitalistine karşı çıkmak kabul edilebilir.

Neden bunu vurguladım? Muhalif kanattan bazıları bu cevaplara istinaden, Avrupa’nın veya Amerika ekonomisinin daha iyi olduğunu anlatma çabasına düşüyor. “AKP’nin ekonomik saplantısı olmasa, faiz indirilmese de Avrupa gibi rahat rahat faiz çıksa enflasyon düşse tüm sorunlar çözülecek” şeklinde konuşuyorlar. Ama işin aslı öyle değil,  dünya ve Avrupa kapitalizmin yarattığı krizlerle boğuşuyor. Avrupa'da market raflarının dolu olduğunu göstermek, ağza bir bir parmak bal çalmak oluyor. Avrupa'da emeğiyle geçinen milyonlar gıdaya ulaşmakta büyük zorluklar çekiyorlar. Nomadland filmi iyi bir kesittir.

Asıl yaslanılması gereken, emekçiler lehine olacak duvar şudur: Daha kötü durumdaki Türkiye kapitalizminin Avrupa, Amerika kapitalizmine yetişmesi değil. Kriz şartlarından “daha iyi” kriz şartları seçmek değil. Türkiye’de ve dünyada büyük yıkım yaratan, iki dünya savaşı çıkaran kapitalizmden kurtulmak, işçi emekçi yönetimlerini kurmak olabilir.

Tabi ki dedikten sonra da ne gerekiyorsa yapmak gerekeceği, emekçi yönetimlerini var edecek siyasal bir partinin varlığı ve emektarı olmak gerekeceği için herkes açıkça bu başlığı atmaktan, üzerinde durmaktan kaçınıyor.

Serbest piyasa kuralları dışında çözüm göremeyenlerin atlamak istediği bir yer var.  Kapitalizm krize girmemek konusunda muvaffak olabilmiş değil. Avrupa Amerika’daki gibi serbest piyasa şartları harfiyen uygulansa da düzeyden düzeye kapitalizmin burnu kriz batağından çıkmıyor.

Esasa gelmeye çalışırsak, hem sokakta hem meclislerimizde, dünyadaki kapitalizmin krizi bahsinde gerçek ve tutarlı bir çözümü konuşmaya mecburuz. Biz kapitalizmin hegemonik olmasına uymayacağız. Tarihte, dünyada onu yenebilecek sosyalizmin hegemonyası tekrar kazanana kadar, herkese yeterlidir.

Ne dünyadaki ekonomik krizi ne de ülkedeki ekonomik krizi yaratan kapitalist yönetimleri kabul etmek zorunda değiliz. Bu düzende ne kriz biter ne enflasyon düşer. “Piyasanın nabzını tutanlar” hiçbir zaman patronların karını artırmak dururken emeğiyle geçinenin geçim derdiyle ilgilenmeyecek.

Siyasal alanda, irili ufaklı, kapitalist düzen yanlısı siyasal programlara, partilere mecbur değiliz. Pandemiyle beraber rezilliğini daha fazla ortaya sermiş emperyalist-kapitalist düzenden medet ummaya gerek yok.

Avrupa veya Amerika kapitalizminin faiz artırması Amerika Merkez Bankası Başkanı’nın bağımsız kararlar alabilmesi dünyadaki kapitalizmi düze çıkarmıyor, krizlerin önüne geçemiyor.

Dünyada kriz, ülkede kriz kapitalizmin ciğerlerine işlemiş. Kapitalist düzen krizler başına gelirken ayarlayamadığı gibi kriz koşullarının kalkmasını da sağlayamıyor. Amerika ekonomisi de faizle boğuşuyor, büyük bir ekonomik durgunluk bekleniyor. Bizdeki gibi tef çalarak olmasa da Amerikan yönetimi de petrol kralına el ovuşturuyor.

Hani faizi artırınca en kral onlardı, hani merkez bankası başkanı bağımsızdı da işler yoluna sokulacaktı? Daha iyi kapitalizm nefes mi aldıracaktı? Pandemi dönemi pek çok boyutuyla kapitalist dünya düzenini sarsmışken dünyadaki buğday ihracatının dörtte birini temsil eden Rusya Ukrayna’daki savaş ve işgalle beraber daha ağır bir evre yaşatmaya başladı.

Dünya ve ülkedeki krizi yaratanları kabul etmiyoruz, her an alaşağı etmenin bir yolunu arıyoruz. 20. Yüzyılda iki dünya savaşı çıkardılar. Zerre tahammül etmemeliyiz. Tahammül edemeyenler çok fazlalar, bu yüzden röportajlardaki mikrofon, pek çok etkili ifadeye denk geliyor. Tahammülü kalmayanların, tahayyülleri de olacak. İfadelerde kalmayacak. Emekçilerin yönettiği ülke ve dünya için ne istiyorsak, ne diyorsak, inşa etmenin yolunu birlikte bulacağız.

İlgili Yazılar

Post

Sokakta Dünya Gündemi

Post

Atatürk Havalimanı’nın Talanı ve Sermaye Transferi

Post

Geleceği Hazırlayan Gerçek Tarihimiz

Post

Müzakere Diyorlar Ateşi Kesemiyorlar

Post

Halkların Barışının Daim Olması İçin

Post

Kapitalizm Varsa Savaş da Var

Post

Düzen Diplomasisinden Ne Çıkar?

Post

Köşe Taşları