Post

Seçimlerle Sınırlı Kalmamak Üzerine

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aylar var. Bu konu gündeme ne zaman getirilse, ülkedeki tüm siyasi güçlerin seçim dinamiğini ne kadar önemsediğini görüyoruz. Tüm toplumsal sınıflar da aynı şekilde, seçimlerde neler olacağını önemsiyorlar. Gelişmeleri yakından takip ediyorlar

Seçimler, doğal olarak sol, sosyalist siyaset içerisinde de önemli bir konu olarak konuşuluyor. Bu olumludur. 

Bu bağlamda, iki farklı akımda bir araya gelebilen iki sol, sosyalist ittifak ortaya çıktı: EHP, EMEP, HDP, SMF, TİP, TÖP’ten oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı. Bir de TKP, Devrim Hareketi, TKH ve Sol Parti’den oluşan Sosyalist Güç Birliği. Biz Emek ve Özgürlük İttifakı’nın kuruluşunda yer aldık. Bu ittifak Eylül ayında ilk buluşmasını yapacak ve kuruluşunu ilan edecek. Sosyalist Güç Birliği’nde yer alan arkadaşlara da çalışmalarında kolaylıklar, başarılar diliyorum. 

Ancak ben bu yazıyı da bu ittifaklar arasındaki farklılıklara vurgu yapmak için yazmıyorum. İttifak çalışmaları çerçevesinde ortaya çıkan tartışmalarda gördüğüm, seçimlere yönelik “üstenci” tutumu ele almak istiyorum. 

Ülkedeki tüm siyasi güçler seçim planlarını yapıyorlar. Bu süreçte bizde yaygın ve radikal olarak kabul edilen parola ise seçimlerle sınırlı kalmamak. Temel tez, eğer seçimlerle sınırlı kalmazsak büyük mücadelelerin önünü açabiliriz. 

Ama işte böyle düşününce konu konjonktürel bağlamından kopuyor. Seçimler bir anda rutin siyasal çalışmalarımızdan biri haline geliyor. Böyle düşünenler sendika kurarken, dernek yönetirken, mahalle çalışması yaparken, kültürel etkinlikler yaparken kendini sınırlanmış hissetmiyor asla. Fakat seçimlerde tüm toplumun karşısına çıkmak için çalışmayı sınırlayıcı bir faaliyet olarak görüyor.

AKP rejiminin varlığı ve yokluğuna dair en kritik seçim süreçlerinden birine giriyoruz. Sonuçları ise tüm toplumun yanı sıra, mücadele imkanlarımız üzerinde de belirleyici olarak. O sebeple önemlidir ve eğer içinde sınırlanma imkanı varsa da, ülkemizdeki mevcut sosyalist güçlerin sınırlarından çok daha geniştir. Devrimciler de seçimler gibi büyük çaplı siyasal süreçlerin içerisinde kendilerini geliştirirler. Dolayısıyla, onunla sınırlanmaktan bu denli çekinmek yersiz. Zira parlamenter ahmaklığa düşecek seviyenin bile oldukça gerisindeyiz.

Ayrıca sürekli geçmişteki seçim sonuçlarına ve sonrasında gelişen olaylara bakıp “bakın, zaten seçimlerle hayatta olmazdı” demek de yersiz. Kimse yalnızca seçimlerle sosyalizmin kurulabileceğini açıktan ifade etmiyor ve aslında geçmişteki seçimlere de kimse haddinden fazla önem vermedi. Haddinden fazla siyaset üretmedi. Haddinden fazla büyük kitleleri ikna etmeye çalışmadı. Haddinden fazla seçimlerle sınırlanma tehlikesi yaşamadı. Haddinden fazla yapılan şey, siyasi olmayan çalışmalara yönelmekti. 

Bu ülkenin işçi ve emekçilerinin tutarlı, kapsamlı ve zor koşulları göğüsleyebilecek bir sosyalist siyasete ihtiyacı var. Bizim de bu hattı çizmek için bir sıçramaya ihtiyacımız var. Önümüzdeki seçimler de, bu süreçte en belirgin sıçrama imkanıdır. 

Elbette ki burjuva muhalefetin tüm toplumsal mücadeleleri seçimlere erteleme çabasını eleştirelim. Fakat daha ileri bir programı savunanlar olarak seçim planları yapmayı da yalnızca onlara bırakmayalım. Eğer kendimizi sınırlamak istemiyorsak, büyüyen borç krizi içerisinde  yalnızca burjuva partilerinin seçimlerde, parlamentoda siyaset yaptığı bir Türkiye’ye sınırlamamayı seçebiliriz. 

O yüzden, seçimlere hak ettiği ilgiyi gösterelim ve alacağımız konumları gündel nesnel koşullar üzerinden belirlemeye çalışalım.

Sürekli seçimlerin sınırlayıcı olduğundan bahsetmek, iktidar perspektifimizde olumlu bir etki yaratmamaktadır çünkü. 

Seçim sürecinde siyaset yapmak sağlar ama. Gelişmesi gereken mücadele alanlarına da katkıda bulunur. Seçimlerin ötesine taşacak utkun mücadelelerimiz için de ufkumuz gelişir. Bunlara emek veren kimsenin de radikalizmine halel gelmez.

İlgili Yazılar

Post

Seçimlerle Sınırlı Kalmamak Üzerine

Post

“Sol Değerler” ve Devrimimizin Güncelliği

Post

Tarih Hala Sınıf Mücadeleleri Tarihinden İbaret