Post

Ders Başladı, Kapitalizm Sınıfta Kaldı

Türkiye'de hayatta kalma tarifleri; bölüm bir…

Tarif: Zengin, varlıklı bir aile ile dünyaya merhaba dediysen kazandın. Yoksul, işçi bir aileden isen merh… diyemeden güle güle kaybettin. 

TV programlarında et yemeyi gurmelik sanan şeflerin tarifi şaşar ama bu tarif asla şaşmaz. Nedenine biraz göz atalım. Varlıklı bir aile ile dünyaya fiyakalı bir selam verdik. Yaşamımızın başından sonuna kadar birçok sorun bizim için artık sorun olmaktan çıkıyor. Eğitim, sağlık, barınma, beslenme gibi asgari sorunlar artık aşılmış durumda. Bu kadar şey aşılınca da işsiz olmayız herhalde. Türkiye tarifi bu, yine de işimizi sağlama alalım ve Angara'daki aile dostları ile iş sorununu da çözdüğümüzü varsayalım. Çözülmese de aile işi hazır zaten. Sosyal hayat içinde epey nakit ve vakitin olduğunu düşünürsek hobi olarak farklı alanlarda kendimizi gösterebiliyoruz. Spor, tatil, eğlence derken sorunlar sorun olmaktan çıkıyor. Zenginin parası fakirin çenesini yorar derler, haksız da değillermiş.

Bir işçi çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtın diyelim. Anlayıp hemen geri kapatma daha başındayız. Hayatın boyunca beslenme, barınma, sağlık gibi en temel haklarından mahrum kalacaksın. Üstelik eğitim paralı olduğu için okula gitmek istersen çalışmak zorundasın. Çalışırken de öyle asgari ücret filan hemen bekleme. Daha gençsin ucuz işgücü olarak sömürülmen isteniyor. Binbir dertle sorunla üniversiteye gidilse bile bitirmesi ayrı bir dert, hayalindeki demokratik, özgür üniversiteyi bulamamak ayrı bir dert. Mezun olan gençlerin ise Türkiye'de borçla mezun olduğunu göz önüne alırsak, bir de Türkiye'de genç işsizlik gerçekliğini düşünürsek elde kalan ortada. Tüm bunlarla birlikte sömürülen bir yaşam. 20 yaşında olan genç bir arkadaşımızın iş hayatına girip 40 yıl çalıştığını farz edersek 60 yaşına geldiğinde emekli dahi olamıyor. Hayatından 40 sene verdiğin halde bu düzende emekliliği bile kazanamıyorsun. Mücadele etmekten kaçmaya değdi mi düşünmek lazım.

Tarifi Bozalım, Ezberleri Yıkalım

"Böyle gelmiş böyle gider. Ne yapalım düzen bu, olacağı varmış. Tek başıma ne yapabilirim ki?". Eğer bu tarifi baştan aşağı bozmak istiyorsak bu söylemleri bir kenara bırakıp, kolları sıvamak gerektiğini anlamalıyız. Sadece sol yumruğu havaya kaldırıp çatık kaşlarla slogan atmakla da tarife etki edemeyiz. Örgütlü bir mücadele alanı oluşturmaktan geri durmamalı bunun insiyatifini ve devamlı örgütlü hareketini kurmalıyız.

Bugün ODTÜ ve Boğaziçi bile solcu üniversitesi olarak bilinse de gerçeklikte bunu görmek oldukça zor. Geçmişte bu üniversitelerde çok değerli gençlik mücadelesi ve kazanımları elde edildi ama örgütlü mücadele anlamında bugün bunları göremiyoruz. Her dönem bu okullar birçok solcu öğrenciyi mezun ediyorlar. Bu mezun olan solcu arkadaşlar şimdi ne yapıyorlar? Hala mücadeleye devam ediyorlar mı? Yoksa bir köşede üniversitede yaşadığı devrimci hikayeleri bir başka kuşağa anlatıyorlar mı? 

Artık devrimci hikayeler anlatmak yerine yenilerini nasıl var edebileceğimizi planlamalı ve hayata geçirmeliyiz.

Yeni Bir Tat, Yeni Bir Lezzet

Sorunlarla eğitim hayatının başında tanışan gençlerin sesini üniversitelerdeki politik hareketler yükseltmeye çalışıyor. Bu sesin yüksekliğini her yerden duyurmamız gerek. Yaklaşan seçimlerle birlikte gençlere yaranmak için TikTok çeken siyasi figürlere unutamayacakları bir film çekelim. Bazı siyasiler için bu film yeni ve yabancı olsa da gençler için tanıdık bir lezzet tadında olacak. Başrolde ay sonunu getiremeyen öğrencilerin olduğunu gördüğünüz anda korku filmi sanabilirsiniz ama bu film geleceğe ve mücadeleye farklı bir bakış açısı getirecek. Gençlerin sosyalist mücadele içerisindeki örgütlü hareketleri Türkiye ve dünya siyasetinde bir çok kapıyı ardılayacak.

İlgili Yazılar

Post

Ders Başladı, Kapitalizm Sınıfta Kaldı

Post

Bir Genç Neden Sosyalist Olmalı?

Post

Sorun Psikolojik Değil Ekonomik

Post

Sarayın Ampülü Çok, Öğrencinin Çatısı Yok

Post

Bir Öğrencinin Borç Defteri