Post

Korkularla Yüzleşip Gulyabanileri Defedeceğiz

Sokaklarda oynayan çocuklara korkulu rüyalarınız nedir diye sorulduğu zaman her defasında mitolojik karakterler veya hayal dünyasından masallar anlatırlardı. Çocukları korkutmak için söylenen yaratıklar bazen işe yarardı. Bazen ise korkularının karşısında dimdik ayakta duran afacanlar cesaretleri ile canavar/gulyabanileri yenerdi. 

Bugünün korkulu rüyası ise mevcut sermaye iktidarının yaratmış olduğu kriz. Bu kriz genç kuşakları o kadar net etkiledi ki, sokaklarda oyun oynaması gereken çocuklar geçim derdini o sokaklarda tartışır oldu. Ülkenin yoksulluk sınırı altında ücret alan herhangi bir yurttaş ay sonunu getirebilmek için ısınmak ve barınmak gibi en temel haklarından feragat edip hayatına büyük kısıtlamalar getirmek zorunda. Bu korku rüyasının ‘gulyabanisi’ olan iktidar ve yandaş çetelerin ise hiç böyle bir sorunu yok.

Sınıf mücadeleleri tarihinin en başından beri egemenlerin ve iktidarlarının bu denli yaşam şekillerini her defasında gördük. Esasında bizim gulyabani iktidarının geçmiştekilerinden de pek bir farkı olmasa da günümüzdekilerle de toplumsal insan hakları açısından çok benzer bir yanı yok. Kadın düşmanı-gerici-homofobik politikaları ile cahiliye dönemindeki benzerleri bu gulyabaniyi görse AKP-MHP ittifakına güle oynaya katılmak isterdi. Bizim gulyabanilerin de bunu reddedeceğini pek sanmıyorum.
 
“Siyasete bulaşma”

Baskıcı rejimlerin hepsi halkının siyaset üretmesini veya siyaset ile ilgilenmesini asla istemez. Halk sadece oy versin, bir şeye katılmak isterlerse de kendilerine katılmak dışında bir seçenek olmasın. 

Siyasetle ile ilgili toplumsal yaklaşımlarda bulunmak her yurttaşın hakkı olsa da bizim gulyabani buna da karşı. Gelecekleri olarak belirttikleri gençlerin üniversitede siyaset konuşmaları bile yasak. Baskı ve yasaklarla donatılan bir kampüs bir gencin nitelikli bilimsel eğitim alabileceği bir alan olamaz. Bugün tüm baskılara rağmen birçok genç politik bilinci her yönü ile kazanmaya çalışıyor.

Emekçilerin sendikaları olması, gençlerin özneleri olarak görebildikleri örgütlenmelere katılmaları, homofobik-cinsiyetçi yönetimlere karşı bireylerin eşit özgür yaşam siyaseti üretmesi; kısacası halkın örgütlenip yarınlarına sahip çıkması bizim gulyabaninin uykularını kaçıran en büyük kabus. Bu kabus, gulyabaninin gönderilmesi ile gerçek olacak!

Afacan cesaretinden öteye 

Sosyalistler olarak tarih boyunca kazandığımız zaferlerin, kazanımların deneyim ve tecrübesi ile yarınlarımızı inşa edeceğimiz kesin. Fakat yenilgilerimizden de dersler ve eleştiriler çıkarmamız gerekir. Teoride ve faaliyette 1968 ve 1978 dönemlerinin ürettiği siyaset ve örgütlülük bugün bizlere büyük deneyimler kazandırmış durumda. Solun kendi içerisinde yaşadığı tartışmalar belli konulların çok ötesinde. Geçmişin ‘aman tartışmayalım bölünürüz’ söyleminden, ‘konuşalım, tartışalım, politik hedefler bulalım’ yaklaşımına kadar ilerleyebildik. Bugün ise örgütlülüğün ne kadar hayati bir önem taşıdığını görüyoruz. Önemli olan bu hayati organın sadece sayı olarak güç siyasetiyle, yaldızlı laflarıyla, gösterişli görünmesi değil. Politik bir bunalım dışında politik hedefleri, sorunlara gerçekçi çözümleri, daha radikal adımları olması gerektiğidir.  

AKP’nin 20 yıllık iktidarı sadece Türkiye'de sorunlar yaratmadı. Ortadoğu'da uyguladığı savaş siyaseti ile tavrını hep gösterdi. AKP’nin Türkiye'de yaptıklarına muhalif, sınırın ötesinde yaptıklarına ise sempati duymak ancak iki yüzlülüğün bir göstergesidir. Cesur ve eleştirel siyasetten uzak durmak mevcut muhalefeti gulyabaniden farklılaştırmaz. Biz sosyalistlerin asli görevi ise temel olarak özel mülkiyetin altından çıkan kapitalist-emperyalist çıkarcı savaş siyasetine son vermektir. Taban kaybetme, sempati kaybetme, oy kaybetme bahanesi olmadan barış siyaseti ancak bu şekilde ilerleyebilir.

Göndereceğiz

İlk raund çoktan başladı. Rakibimizin kendi sikletimizde olmadığını iddia etmek her ne kadar gerçekçi olsa da gerekli değil. Yirmi yıllık iktidar mevcut durumda güç siyaseti bakımından sermaye iktidarına çok şey kazandırmış olabilir. Fakat bugün ki konumumuzda oluşan deneyim ve tecrübelerimiz görmezden gelinemez. 

Yoldaş Mahirin dediği gibi “Onların bugün büyük görünen güçleri ve imkânları bizlere vız gelir. Onlar bir avuç biz ise milyonlarız. Kaybedeceğimiz hiçbir şey yoktur ama kazanacağımız koca bir dünya vardır…”. İşte bu kararlılıkla gulyabanileri GÖNDERECEĞİZ!

Yok olan mevsimlerin kokuları ardına liberal aydınların en güzel şiirlerini yazacağı kesin. Biz sosyalistler ise bu dünyayı ve geleceğimizi korumak için en ön saflarda var gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz.

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Korkularla Yüzleşip Gulyabanileri Defedeceğiz

Post

Değişmeyen Üniversite Politikası: 12 Eylül’ün YÖK'ü, Saray’ın Kayyım Rektörü

Post

Sorun Psikolojik Değil Ekonomik

Post

Sarayın Ampülü Çok, Öğrencinin Çatısı Yok

Post

Bir Öğrencinin Borç Defteri

Post

Bir Genç Neden Sosyalist Olmalı?

Post

Ders Başladı, Kapitalizm Sınıfta Kaldı