Post

Bir Öğrencinin Borç Defteri

Eğitim görmek çocukluktan başlayan bir hikaye. Bu hikaye Türkiye'de bir genç için koca bir kabus haline gelmiş durumda. Aile evinde başlayan o stresli serüvenimiz genç işsizlik kuyruğu ile bizi dolambaçlı bir labirentte gezdiriyor. Labirentten çıkmak büyük bedeller istiyor. Stresli bir yaşam, yitip giden bir gençlik ve kayıp olan bir gelecek... Kısacası kurtuluş için büyük bir bedel. 

Bu bedel karşımıza maddi manevi her şekilde çıkıyor. Borç demişken öğrencileri borçlandırma gayretinden dolayı sömürücü kapitalist iktidar ve liberal muhalif kanada da teşekkür etmeyeceğiz tabi ki. Eğitim alırken psikolojik ve sosyolojik olarak gençleri yıpratan, maddi anlamda müşteri görselini gözünden ayırmadan eğitimi sermayeleştiren bu kokuşmuş düzen kendi içinde dahi çözümsüzlüğe ve çürümeye mahkûm durumda. 

Eğitimin ücretsiz olması ve ilerleyen dönem için gençlere iş olanaklarının sağlanması gerektiğini söylediğimizde teşekkür veya tebessüm beklemiyoruz. Hakkımız olanı kimseden talep edecek değiliz. Borçlu bırakılan her öğrenci bu sistemin kendisini sadece müşteri olarak gördüğünün farkında. Geleceği var edebilecek bir nesil geleceksizleştiriliyor. Borçlu bırakılan hiçbir sıra arkadaşımız sırf faiz silindi diye geleceğinin aydınlandığını düşünmüyor. 

"Faizi siliyoruz, bize teşekkür edin", çok beklersiniz! 

Borçlu bir halde mezun olan gençler eğitim hayatlarında aldıkları öğrenim kredisinin borcunu faizi ile ödemek zorunda bırakılıyor. Sırf seçim için gençlere faizi silmenin bir lütuf olarak göstermeye çalışanlar tek kurtuluşun her öğrenciye parasız eğitimin verilmesi gerektiğinin gerçekliği ile yüzleşmeliler. Aksini iddia eden safsatalar ikiyüzlülükleri ile gençlere hayal satamaz. Verilen geri ödemeli burs bir simit bir çaya bile yetmezken bunun ne borcu ne de faizi talep edilemez. 

"Eğitim parasız mı olurmuş?"

En sevdikleri cümle; "Eğitim parasız mı olurmuş?". Bal gibi de olur arkadaş. Yandaşlara, çetelere, patronlara, saraya ayrılan bütçe emekçi halkın çocuklarına ayrılırsa işte o zaman bir gelecek olur. Ellerimizle kazanacağımız geleceğimiz sadece bizim kurtuluşumuz değil bir sonraki kuşaklara bırakılacak en değerli miras olacaktır. Siyasi konjonktüre göre ilerleyip gelişen gençlik vurulan, kırılan, ezik bir halde değil politik kimliğinden geri durmayıp soran, düşünen, sorgulayan durumda. Demek ki sadece sokak röportajlarından ibaret değilmişiz.

Mücadelenin deneyimi şart

Her siyasi alanda olduğu gibi gençlik siyasetinde de deneyimsizlik ve tecrübesizlik mevcut fakat bu kez gelişen, eleştiren ve hatta yeri geldiğinde kendi içimizde dahi tartışmaktan çekinmeyen bir noktadayız. Bizleri ilerleten bu noktalar kazanımlarımızla kalıcı bir hâl alacak. Gelişen gençlik siyaseti şimdiden iktidarı ve kendisini müşteri olarak gören tüm mecraları hedefine koydu. Yıllardır gençler için yürütülen örgüt karşıtlığı propagandası bu kez tutmayacak. Örgütü öcü, mücadele eden devrimcileri gulyabani gibi göstermeye çalışan kalpazanlar bu kez gelecekleri için var olan gençliğin siyasetiyle karşılaşacaklar. Gençliğin teşekkürü ise kendisini sömürerek geleceksizleştiren liberalizme veya kapitalizme değil ona parasız, nitelikli, bilimsel ve laik eğitimi mücadelesi ile sunan sosyalizme olacak. Hazır olun, örgütlü gençler yarınları için geliyor. 

İlgili Yazılar

Post

Ekranların Küçük Dünyası

Post

Sağdan Sola Bilinç Aktarımı

Post

İş, Aş, Barış

Post

Bir Öğrencinin Borç Defteri

Post

Adım Başı Trampet

Post

İndirim Var

Post

Sarayın Ampülü Çok, Öğrencinin Çatısı Yok

Post

Devrimcilik mi, Aktivizm mi?

Post

Cevap C Şıkkı

Post

Al Gözüm Seyreyle

Post

Ödememek ve Ödeyememek

Post

Sorun Psikolojik Değil Ekonomik

Post

Batı’nın Göçmen İkiyüzlülüğü

Post

Umudumuz Örgütlü Mücadelemizde

Post

Almanya Seçimlerine Yeşil ve Soldan Bir Bakış

Post

COVID-19 Günlerinde Anti-Kapitalist Siyaset

Post

Salgın Durumu Üzerine