Post

Değişmeyen Üniversite Politikası: 12 Eylül’ün YÖK'ü, Saray’ın Kayyım Rektörü

Lise sıralarından başlayan üniversite hayalleri kayyım rejimleri ile yönetilen korkulu kampüs kabuslarına yöneldi. Özgür düşüncenin ve mücadeleden yana olan politik genç kitlenin önündeki engeller ise her geçen gün yüze çıkmakta. “Lisede siyaset konuşma, sokakta siyaset konuşma, üniversiteye vardığında sakın siyaset konuşma ve sakın olaylara karışma.” Halbuki bu söylemler üzerine kurulmaya çalışılan karanlık bir gelecek var. 

Gençleri korku ve baskı ile siyasetten uzak tutmaya çalışıyorlar. Aslında bir moloz yığını altında yanlış bir temelin üzerine çıkılmış bir bina var sanki. Depremleri ile meşhur bugünün Türkiye'sinde ise üniversitelerin demokratik olmadığı açık. Bu antidemokratik süreçlerin temelleri gençlere geleceksizlikten başka bir vaadi olmayan sermaye yanlısı eğitim sisteminin tozlu sayfaları ardında. Hadi o sayfaları biraz kurcalayalım.

12 Eylül’ün armağanı YÖK

12 Eylül ile birlikte gelecek olan süreç kendini belli etmişti. Devrimci sınıf mücadelesini 80 darbesi ile engellemeye çalışanlar gençlik mücadelesini de bir yandan sönümlendirmek istemekteydi. YÖK ise tam bu sebepten kuruldu. Bu kurumun bugüne kadar yaptıkları üniversiteleri sermaye yanlılarına peşkeş çekmek ve baskıcı yönetim anlayışı ile kampüsleri demokrasi ve özgür düşünceden uzak tutmaktan ibaret. Bir yandan öğrencileri korkutmaya çalışırken bir yandanda özgür düşünce ortamını sindirmeye çalışarak 12 Eylül darbesinin bir ürünü olduğunu her hali ile gösterdi. Bu politikaların karşısında duran hocalarımız ise binbir şekilde okullarından uzaklaştırıldı. Aslında bugün pek bir etkisi olmasa da YÖK kampüslerimizde uzun yıllar hakim sürerek karanlık bir sis bıraktı. Bugünün kayyım rektör belasının temeli ise o zamanlarda atıldı. 

Bir adım ileri iki adım geri

Sermaye yanlısı iktidarlar her defasında kampüsler için boyun eğdirme politikasına başvurmuştur. Dünyanın her yerinde bunun örnekleri en can alıcı noktası ile mevcut. Sebebi ise basit. Düşünen, sorgulayan, mücadeleden geri durmayan gençler kararları ve etkileri ile birlikte geleceğini kazanabilir. Bu da baskıcı rejimlerin korktuğu ve hatta sönümlendirmek istediği bir şey. 

Tek adam rejimi ile birlikte üniversitelerde özgürlükten ve özerklikten bahsetmek oldukça zor. Bir kişinin kararı ile atanan kayyım rektörler saray yanlısı tavırları ile YÖK’ü aratmayacak düzeydeler. Yıllarca emek verip yıpranarak girmeye çalıştığımız kampüslerimizde bugün öğrencilerin hiçbir şekilde kararına ve düşüncelerine önem verilmiyor. Yandaş tavırlarını gizlemekten çekinmeyenlerin karşısında cesur adımlarla mücadele eden gençlerin olacağı ise kesin. Bu karşılaşmada skor tablosu her an değişebileceği gibi geriye düşmekte bir seçenek. Fevri adımlar yerine kampüslerden gençliğin emin ve örgütlü adımları yükselmeli. Gençlerin aleyhinde şikeli bir karşılaşma olduğu ortadayken galibiyet ancak bu şekilde alınabilir. Yine de 90+’da gol yememeye çalışalım :)

Gelecek için gereken cesur adımlar 

Üniversitelerde artık gözler önünde olan bilim, sanat, demokrasi ve özgür düşünce değil. Bunlar yerine olan şey torpil, baskı ve liyakatsizlik. Bir çok sıra arkadaşımız kampüslerdeki ve kampüs dışındaki siyasi iktidarın devam eden bu politikalarından memnun değil. Yine de tam kayıtsız değillerse de hareketlilik anlamında elle tutulur bir şey görmek oldukça zor. Ekonomik krizin sorumlularının yıllarca örgütlü mücadele eden öğrencilere karşı oluşturmaya çalıştıkları algı bugünün gençlik hareketine de yansımış halde. Tüm bunlara rağmen kampüslerde ve dışında yaşanan sorunların meydanlara nasıl yankılandığını zaman zaman görebilmekteyiz. Örgütlülük anlamında ise aynı özveriyi yansıtmamız gerekmekte.

Aceleci bir 90 dakikanın sonunda değil, kararlılık ve özveri ile yürütülen bir ligin sonunda kupayı kaldırabiliriz. Özerk, demokratik üniversiteyi mücadelemiz ile kazanıp bizleri boyun eğme politikası ile geleceksizlik vaat eden iktidarı mücadelemiz ile göndereceğiz, gelecek bizim olacak.

 

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Değişmeyen Üniversite Politikası: 12 Eylül’ün YÖK'ü, Saray’ın Kayyım Rektörü

Post

Sorun Psikolojik Değil Ekonomik

Post

Sarayın Ampülü Çok, Öğrencinin Çatısı Yok

Post

Bir Öğrencinin Borç Defteri

Post

Bir Genç Neden Sosyalist Olmalı?

Post

Ders Başladı, Kapitalizm Sınıfta Kaldı