Post

Özgürlüklerimiz Artık Ayakta!

Bazı kavramların, ya da söz öbeklerinin size neyi çağrıştırdığı önemlidir. Peki “İstanbul Sözleşmesi” size neyi çağrıştırıyor? Bana kadın cinayetlerinin azaldığı ‘bilebildiğimiz’ tek yılı hatırlatıyor. Herkese neyi çağrıştırıyor tam olarak bilemeyebiliriz. Nahide Opuz, kalabalıklaşan kadınlar, her gün vahşice hayattan koparılan kadınlar, 6284, protestolar, mahkemeler, uzun yollar, kaldırılan sıkılı yumruklar, direnç, umut… Aklınızda hemen ardından bunların belirmesi olası.

Toplumsal hafızamızın bize benzer şeyleri hatırlatıyor olması da olağan. Bu çağrışımlar, hatırladıklarımız sadece romantik birer değer olmasa gerek. Kendimizi teselli etmek için yinelediğimiz şeyler de değil…

***

İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatma mücadelemiz kadınların eşitliği ve özgürlüğü için toplumda çok şeyi değiştirdi. Bu toplumsal değişim artık geriye kolay döndürülemez.

İstanbul Sözleşmesi bütünlüklü olarak kadına yönelik şiddetin sonlandırılması ile ilgili rehber olma özelliğini koruyor. Önleme, koruma, kovuşturma, politika geliştirme diyerek artık ezberledik Sözleşmeyi. İçerisine baktığımızda sadece genel yaklaşım getirmediğini her bir uygulama ve sorumluluğun karşılaşılabilecek tüm aksaklıklarına karşı da yöntemler geliştirdiğini de görüyoruz. Son iki yıl içerisinde Sözleşme karşıtları sayesinde belki de bir maddesini de çok iyi öğrenmiş olduk; o da ayrımcılık yasağının ne kadar önemli olduğuna dairdi.

LGBTİQ+’ların hedefe konduğu her an dayanışmanın artışı toplumu ilerleten bir diğer şey oldu. Meydanlarda, sokaklarda her ne tarafa bakılsa İstanbul Sözleşmesi oradaydı. Kadınların ve LGBTİQ+’ların tüm illerdeki mücadelesi bir yargılamaya da döndü. İlk defa Danıştay’ın kasvetli ve gri beton duvarları arasında rengarenk bayraklarımız dalgalandı, sloganlarımız camlarını titretti. Ve en önemlisi de belki tek başına her şeyi yapabileceğini düşünenin kararı, mahkeme huzurunda sorgulandı. Bunların unutmamamız gereken önemli kazanımlar olduğunu görmemiz gerek. Siyasi iktidarın zor kullanarak gündeme getirdiği şeyleri ve aldığı kararları meşru göremeyiz. Karşımızda artık güçlü bir siyasi iktidar değil gitmekte olan gücünü ve siyasi etkisini kaybeden bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız.

***

İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatma mücadelesi sürüyor. Konunun Cumhurbaşkanlığı adına Danıştay duruşmalarında yetkilinin ifadesinden anladığımız gibi önemsiz olmadığını görüyoruz. Bu karar kadına yönelik şiddetle ilgili tutumumuzda eksiklik yaratmamıştır demişlerdi. Bizim yaşadığımız ise geçen yıla göre bu yıl kadın cinayetlerinin artmış olduğudur. 6284 sayılı kanununun uygulanması esnetiliyor, ihmaller artıyor. Alınan çekilme kararının kendilerine göre de handikabı budur. Bakanlıklar her ay kadın cinayetlerinin azaldığını anlatmak isteseler de topluma bunu inandıramamaları bundandır. Ekonomik krizin ortasında nafaka hakkını tartışmaya açıp sonra seçim sonrasına atılması da bu sebeptendir.

***

Kadınlar artık evlerinde oturmayı, sadece çocuk doğurmayı ve anne olmayı, aile içerisinde yok olmayı reddediyor. Kadınlar kendilerine ve hayatlarına karışılmasına müsaade etmiyor. Siyasi iktidarın üst düzeyde tutarak aileyi öne çıkarması ve kadının annelik görevinin kutsaması üzerine kadınlar özgür hayatlar yaşamak için mücadele etmekten vazgeçmiyor. İstanbul Sözleşmesi’ni mücadelemizle uygulatabildiğimiz de oluyor. Takip ettiğimiz her bir kadın cinayeti davasında cezasızlığın önüne geçiyoruz. Şüpheli kadın ölümlerinde ilk deliller toplandığında, savcı daha iddianamesini yazarken etkin soruşturma yaptırıyoruz. Şiddete uğradığında karakola gittiğinde bir kadın 6284’ten yararlanmak istediğinde kadının beyanını sorgulatmıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni kendi imkânlarımızla biz uyguluyoruz:

Her ay kadın cinayeti verilerini raporluyor kamuoyuyla paylaşıyoruz.
7/24 çalışan bir telefon hattı ile başvuru karşılıyor yönlendirmeler yapıyoruz.
Şiddete uğrayan kadınların yanında yer alıyor davalarını takip ediyoruz.
Devletin sorumluluğu olan diğer birçok tedbir ve yapısal düzenleme için örgütlü mücadele ediyoruz.

***

İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi söylemeye devam edeceğiz. Dünyanın dört bir yanında kadınlar hakları için direniyor. İran’da kadınlar hala özgürlükleri için pes etmeden direniyor. Giderayak siyasi iktidarın özgürlüklerimizi kısıtlamak istediğini de biliyoruz ama heveslerini kursaklarında bırakacağız. Kıyafetimize, hayatlarımıza, kararlarımıza karıştırtmayacağız.

Özgür yaşayacağız,
Kadın cinayetlerini durduracağız.

Patriyarkayı, heteronormativiteyi, kapitalizmi yıkmak için mücadele edeceğiz. Hepimiz için gerçek özgürlüğü ve eşitliği ancak biz kazanacağız.

*Fidan Ataselim'in bu yazısı ilk olarak 26 Kasım 2022 tarihinde Birgün Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Özgürlüklerimiz Artık Ayakta!

Post

Örgütleneceğiz, İstanbul Sözleşmesi'ni Uygulatacağız

Post

Böyle Reform Olmaz

Post

İdam Değil İstanbul Sözleşmesi Yaşatır

Post

Feminizim Bir Eleştiridir