Post

Kapitalizm İçin İşler Yolunda Gitmiyor

21. yüzyılın çok kutuplu dünyasında, kapitalizm için işler pek yolunda gitmiyor.
Emperyalist-kapitalist sistemin yeni düzeninde sınıflar mücadelesinin anlamını yitirdiği, tarihin sonunun ilan edildiği dönemlerden geçip geldigimiz günümüzde tarih, sınıf savaşımları tarihi olarak ilerlemeye devam ediyor.                                                                                                                                                         
 
Yüzyılı aşkın bir süre önce insanlığın hayatına giren emperyalizm kavramı beraberinde yeni  bir tarihsel süreci de başlattı. Bu olgu, batı dünyasının iktisadi, siyasi ve sosyal  yaşamını yeniden dizayn ederken, kuşkusuz sömürge ülkelerini de daha derinden etkileyen bir içeriğe sahip oldu.
 
Ekim Devrimi’nin yenilgisi sonrasında oluşan çok kutuplu dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı aşikâr. Son çeyrek asırlık zaman diliminde, zihinlerin bulanıklaştığı ve pusulaların  sapmaya işaret ettiği günlerden geçip günümüze geldiğimizde, neoliberal ekonomi politikalarıyla kapitalizmin, sonlu gezegenimizde sonsuz büyüme arzusuna sahip takıntılı davranışı devam ediyor. 
 
Emperyalist-kapitalist sistemin neoliberal politikalarının bir sonucu olarak yaratmış olduğu gayya kuyusu içerisinde tüm dünya halkları  debelenip duruyor. Kapitalizm doğası gereği gün geçtikçe daha fazla alana nüfuz ediyor. Bu durum yerkürede yaşayan tüm canlıların nefes almasını her an daha da zorlaştırmakta.
 
Kriz olarak adlandırılan bu olgu, yeryüzündeki tüm coğrafyalarda karşımıza farklı biçim ve  içeriklerde çıkıyor. Yeni dünya düzeni ile birlikte kullanılmaya başlanan küreselleşme, bilgi çağı, serbest piyasa ekonomisi kavramlarının en belirleyici olan konunun özelleştirme olduğu düşünülüyor. Bugün tüm dünyayı bir cehenneme çeviren neoliberalizmin yeni dünya düzeni politikalarının koç başı uygulamaları özelleştirme eliyle hayata geçirilmiştir. 
 
Emperyalist-kapitalist sistemin topyekün saldırılarına karşı koyabilmek elbetteki örgütlenme ile mümkün olabilir. Devrimcilerin buradaki görevi politik eylemliliği doğru adımlarla örgütlemek olmalıdır.
 
Neo-liberal ekonomi politikalarının tüm dünyada uygulandığı masalsı çekiciliğinin büyük krizlerle sonuçlandığı inancı elbetteki solcuların uydurması olmayacak kadar gerçek.
 
Birleşmiş Milletler Enformasyon Merkezi’nin açıklamalarıyla öğreniyoruz ki kapitalizmin yeni düzeninde, neo-liberal politikaların sonuçları dünya üzerinde, her gün aç yatağa girmek zorunda olan 700 milyon insan olarak ortaya çıkıyor.
 
Hayatta kalabilme seçeneklerini çoğaltabilmek için türlü cambazlıklar sergileyen bu yedi yüz milyonluk yoksullar ordusu gerçeğinin altının defalarca çizilmesi gerekiyor.
 
O halde kapitalist sistemin tüm kurumlarıyla yapısal kriz politikalarını başka krizler yaratarak  çözme biçimlerine, yalanlarına karşı ayağa kalkma zamanı gelmiş olmuyor mu?
 
Halklarla barışın sağlandığı, patronlarla savaşın örgütlendiği çağımızın bu büyük çelişkisine yeni mücadele araç ve biçimleriyle yanıtlar aranmalı. Bu durum bize daha fazla politik siyasal aktivizme ihtiyacımız olduğunu açıkça gösteriyor.
 
İşçi ve emekçi halklara, onlarca yıllardır söylenen insanca yaşama ve barınma hakkı yalanına dur demek için başlattığımız ‘kamulaştıracağız’ sözüne ek olarak artık hiçbir şey ödemeyeceğiz, bedel ödeteceğiz demek temel politik sözümüz olmalı.
 
Yakın tarihte iktidar saltanatı boyunca devletin tüm fiziki ve ideolojik aygıtlarıyla büyük  zorbalıklar uygulayan, muhalefetin dinamik güçlerini zayıflatıp devlet aygıtının tüm  nimetlerinden yararlanan mafyatik iktidarın kadiri mutlak olmadığını yakın zamanda göreceğiz. GÖNDERECEĞİZ diyen cevahir yüreklilerin, yeni mücadele biçimleriyle oluşturdukları irili ufaklı dereler politik programatik bir YOLda birleşerek asi bir nehre dönüştüğünde, Sarayların saltanatların MAHİRCE yerle bir edilecegi yarınlara…
 

İlgili Yazılar

Post

Kapitalizm İçin İşler Yolunda Gitmiyor