Post

Masalın Sonunu Getireceğiz

Bir varmış bir yokmuş.
Tarihin her döneminde olduğu gibi 21. yüzyılın Türkiye'sinde de düzenbaz bir kral ve soytarıları türemiş. Tahtı ele geçirdikten sonraki günden bugüne de utanç içinde kıvranan bir ülkenin hikayesi böylece başlamış.

Öyle bir yerleşiklik hikayesiymiş ki bu, birkaç kuşak bu talihsiz tarih diliminde büyümüş. Yeni kuşakların bu soytarıların dezenformasyonlarına maruz kalarak büyümüş olmasıyla da bir ülkenin geleceğinden bir asır çalınmış.

Düzenbaz kralın gözde soytarısı olmak için yarışan profesyonel danışman birlikleri, onun hoşuna giden yalanlar söyleyip yazmakta ve birbirleriyle yarışta etikten uzak davranışlar sergilemekte bir bahis görmezlermiş.

Korkunç bir masal gibi gelen bu hikaye aslında gerçeğin birebir kendisi olmakla birlikte, 20 yıldır ülkeyi kırıp geçiren ölümcül salgının yayıldığı bin kapılı on bin pencereli sarayın kralı ve soytarıları karanlık ve kanla beslenme alışkanlıklarıyla yaşamlarına bugün dahi devam etmekte.

Ancak şu sıralar ülkenin her noktasında görülen, tüm sokakları adeta süsleyen ‘göndereceğiz’ panzehiri büyük heyecanlar yaratmakta.
 
14 Ekim'de Amasra'da derin karanlıklara mahkum edilen 41 madencinin aydınlığa yürüyüşleri sonrasında salyalı ağızlar aynı şeyleri tekrar ettiler: Kaza, kader, alın yazısı, yazgı.

Yerin yedi zemheri katında kara elmasın siyahına boyanmış, yeryüzünün sıcaklığına, ışığına hasret kalan işçileri ailesinden, sevdiklerinden ayıran, gelebilecek en ufak bir yardım kırıntısına muhtaç bırakan büyük patlamaların sonrasındaki çaresizliği, yüreğini avuçlarında taşıyan emekçilerin kazma ve küreğiyle bir umut ışığı için bekleyişleri ilk değil.

Ancak son olabilir.
 
Bu katliam, Soma'da 301 madenciyi de unutturmaya çalışan kral ve soytarılarının, bir ucubeden ibaret olan salgının merkezi saraylarında abartılı etkinlikler düzenleyerek katliamın yarattığı huzursuzluk, çaresizlik ve bunlardan doğan öfkeyi unutturma çabalarını gölgeleyecek kadar ciddi nitelikte.
 
Buna rağmen hiçbir şey kaybedilmiş yahut yenilmiş değil. Hayatın nabzı sokaklarda çılgınlar gibi atmakta. Bu çirkin masalı sonlandıracak en güzel kurtuluş olan ‘Göndereceğiz’ panzehiri politik bir hafızanın oluşmasında etkili bir söz olmaya devam etmekte.
 
Ülkenin seçim sathı mailine girmesiyle birlikte düzenbaz kralın, kaybettiği sahte itibarını yeniden kazanmak için kesenin ağzını bazı sosyal projeler yoluyla açmaya karar vermiş olması bir sürpriz değil.        
 
Umudu ve geleceği örgütleyen sınıf yoldaşları, Soma'dan Amasra'ya kara elmas emekçilerini asla unutmayacaktır.
 
İstiklal Caddesi’ndeki patlama sonrası hedef olarak işaret ettiği ülkede organize edilen açılışın katılımcısı olan soysuzlar çetesi üyesinin açıklamalarındaki ‘tutarlılık’, faillerin ipuçlarını vermekte.

Denklem 4 adam, 8 füze. Yerin önemi yok…

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Masalın Sonunu Getireceğiz

Post

İtalya’da Sandıktan Ne Çıktı?

Post

‘Kral Çıplak’ Diyelim Kralı Gönderelim

Post

Bu Kış Avrupa’da Bir Hayalet Dolaşır mı?

Post

Kapitalizm İçin İşler Yolunda Gitmiyor