Post

Asgari Ücret 42.300 Lira Olmalı

Binali Yıldırım’ın ünlü bir sözü var; itaat et rahat et. Tam bir AKP fermanı.

Kuşku ve kaygı duymak olmasın, akıl yürütme olmasın, benzetme ve karşılaştırma olmasın. Parçalarına ayırma, kökünü bulma, tümdengelim ve tümevarım, gerçeklere bakma olmasın. Ne olsun, itaat etme olsun, rahatlama olsun. Ama işçi sınıfı ve emekliler rahat, mutlu, iyi ve refaha ulaşmış değil. Yıldırım’ın orta çağ yöntemiyle rahat edilemez. Sadece seçkin yandaşlar rahat edebilir.

Biz toplumdan konuşuyoruz, büyük insanlıktan yani sosyal sınıflardan. Son zamanlarda “kişisel gelişim” gibi algılansa da, sosyalizm adı üzerinde sosyal sınıflarla ilgilidir.

Sosyal sınıflardan konuşuyorsak, ne konuşuyorsak konuşalım bir gelir dağılımından konuşuyoruzdur. Tayyip Erdoğan’ın sevdiği bir ifadeyle “bal bal demekle ağız tatlanmaz”. Ne güzel bir ifade. Atılan nutukları ballandırmakla, halkın karnı doymaz. Halkın karnı hamasetle doymaz, halkın karnı beka retoriğiyle doymaz. Halkın karnı maneviyattan bahsetmekle doymaz.

Halkın karnı doyması için, gelir elde etmesi gerekir. Holdingleri, fabrikaları olanlar kâr elde edebilir. Bankada parası, doları olanlar faiz elde edebilir. Yandaş ve yağmacı müteahhitler rant elde edebilirler.

Gelgelelim halkın, işçi sınıfının, serveti olmayanların gelir elde etmesinin tek ama tek yolu çalışmak ve bir ücret almaktır. Onlar itaat edip rahat edemez. İşçi sınıfı için ekmek tam anlamıyla aslanın ağzındadır. Gelir elde edebilmek için, emek vermek, alın teri akıtmak ve göz nuru dökmek zorundadır. Tarihin tunçtan kanunu budur. O kaytaramaz bu gerçekten, işini kolaylaştıramaz, bir hal çaresine bakamaz. Çalışmalıdır ve ancak öyle kazanmalıdır.

O halde dönüp ücretlere bakalım. Toplumun %50’sinden fazlası asgari ücret alıyor ve bu ücretin ne olacağının belirleneceği zamana geldik dayandık. Toplumun o kadarı asgari ücret aldığı gibi, 16 milyon kadar emeklilerin önemli bir kısmı 10.000 lira gibi bir maaş alıyor. Diğer ücretler ise asgari ücret sınırına ciddi ölçüde düşürülmüş durumdadır. İşte ana meselemiz budur.

İktidarın düşük zam teklifini kabul ettikten sonra, mikrofon açık kaldığı için yanındaki çalışma bakanına “Uzasa işi karıştıracağız, en azından kapattım böyle” dediği duyulan bir TÜRK-İŞ başkanı var. İşte onun sendikasının açıkladığı bir açlık sınırı var. O açıklamaya göre, dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı 18.969 lira. Peki asgari ücret ne kadar? 17.002 lira, yani asgari ücret açlık sınırından iki bin lira daha düşük. Eğer asgari ücret açlık sınırında bile değilse, ne sınırına kadar gidilecek? İtiraz etmemiz gereken durum bu. Bunda bir kaçamak noktası bulunamaz. Açlık sınırı ayan beyan ortadadır ve asgari ücret bunun altındadır. Yok ama açlık sınırı dört kişilik aileye göre belirleniyor deme gafletinde kimse bulunmasın. Zaten asgari ücret de dört kişilik bir aileye göre belirlenmeli. İnsanlar söğüt kovuğundan çıkmadı. Eşi var, çocuğu var, annesi var, babası var.

Normalde hâkim sınıf ideolojisinin etkisindeki insanlar sabah gözünü açar ve sosyal medyada işçi sınıfının aleyhine yazar, konuşur. Bu koskocaman bir ordudur. Akademide beslenir, medyada beslenir, bürokraside beslenir ya da zaten doğal olarak kaba kapitalist kültürün kölesidir. Bu kez çok ender gerçekleşen bir olay var. Açlık sınırı rakamını dikkate almak ve buna göre bir tartışma yürütmek yaygınlaştı. Herhangi bir haber sunucusu bile bunu böyle yapıyor. Bu bir inanılmaz şans sayılabilir ve buradan hareket etmemiz gerekir. Açlık sınırındaki bir ücreti kesinlikle reddetmeliyiz ve her durumda açlık sınırının kendisini bir parametre olarak çarpışmanın içine sokmalıyız. Bu kadar kabul görmüş iyi kavram çok az bulunur.

Solcular aralarında konuşurken bazen bir “lütfen somut konuşalım” seansı geçer. Aslına bakılırsa çoğunlukla soyutlamalar yapmak gerekir. Sevdalınız Marks görülmemiş bir soyutlamacıdır örneğin. Bütün böyle heyheylenmesine rağmen sol, tam da somut konuşması gerektiği bazı anlarda dikkat çekici bir şekilde susar. O somutçu sol gider, yerine bir sufi gelir. Bunu yapmamak üzere eğer asgari ücret konusunda bir kavga verilecekse, çok net bir rakam ortaya konmalıdır.

Karl Marks, Gotha ve Erfurt Programlarının Eleştirisi kitabında, Alman İşçi Partisi’nin programına kenar notları yazar. Programdaki “normal işgünü” talebine, “Hiçbir başka ülkede işçi partisi bu kadar muğlâk bir talep ileri sürmemiş ve her zaman şartları göz önünde tutarak normal saydığı işgününün süresini tespit etmiştir” eleştirisini yapar. Yani “normal işgünü” kavramını kabul etmez ve sürenin tespit edilmesi gerektiğini söyler. Sevdalınız hem soyut hem somut konuşur.

Ol nedenle asgari ücretin ne olması gerektiğine dair net bir rakam tespit edilmeli ve mücadele bu rakam üzerinden verilmelidir. Büyük devrimci yoldaşımız Vladimir İ. Lenin’in tutumuyla somut koşulların somut analizini yapmak bunu gerektirir. Buradan hareketle biz Emekçi Hareket Partisi (EHP) olarak, asgari ücretin ve emekli aylığının 42.300 lira olması gerektiğini ileri sürüyor ve şart koşuyoruz.

Bu nasıl mı böyle hesaplanıyor? Bunu bir sonraki yazıda açıklayacağım, bu daha bir başlangıç diyelim.

*Hakan Öztürk'ün bu yazısı ilk olarak 28 Haziran Cuma günü Yeni Yaşam Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Enflasyonu Ücretler Yaratmıyor: 5 Kanıt

Post

Asrın Hortumlaması: 133,5 Milyar Dolar

Post

Asgari Ücreti Kıyaslamak

Post

Asgari Ücret 42.300 Lira Olmalı

Post

Emsalsiz, Tek ve Kıyaslanamaz Değiliz

Post

Açlıktan Öte Köy Var mı?

Post

Tek Adam Rejimi Tekledi

Post

İyi Bir Başlangıç

Post

Olmaktan Korktukları Yerdeler

Post

Hedef, Özne ve İktidar Organı

Post

İşçi Sınıfının Tahtına Oturmaya Kalkışmak

Post

Yenilgi Sonrasında Yorumlamanın ve Politik Programın Yitimi

Post

Güç Siyasetle Yapılır

Post

İşçi Sınıfı Programı Vaat Eder

Post

Örgütlü Toplum Parlamentoya Rengini Vermeli

Post

Radikalizm

Post

Üç Husus

Post

Seçenek Biziz

Post

Yine Sınırlama Esas, Hürriyet İstisna

Post

Büyük Pasta, Küçük Pay

Post

Hayallerin de Sadakate İhtiyacı Vardır

Post

Neden Yapmasınlar?

Post

Suriye Sınırını Değil Açlık Sınırını Geç

Post

Bolsonaro Tavuğunu Yalnız Yemesin

Post

Kaynaşmış Değiliz

Post

Bu Daha Başlangıç

Post

Görev Zamanı

Post

Halkın Birikimlerinin Bağımsızlığı

Post

Basra Harap Olmadan Önce

Post

Depremin Siyaset Üstü Olmaması

Post

Buyurunuz Buradan Yakınız, Mösyö Hükümet

Post

Tabutta Röveşata

Post

Denizlere Çıkar Sokaklar

Post

Hareketin Hareket Halindeki Doktrini

Post

Mahirleri Anmak Değil Anlamak

Post

Hiçbir Yerden İzin Almamak

Post

Örgütlü Gücü Meclis'e Taşıyalım

Post

Halkın Temel İhtiyaçları, Kamu Hizmeti Olarak Karşılanmalı

Post

Mülkiyet Sorunu

Post

Erdoğan’a Yetki Yok

Post

Seçimin Yarattığı Yorumlama İmkânı

Post

Sonradan Hatırlananlar

Post

Aslanı Kediye Boğdurmak

Post

Günbegün Ücret Mücadelesi

Post

Karşı Kültür

Post

Var ve Yok Listesi

Post

“Esset” Değil Halkın Öz Varlıkları

Post

Ormanlar Bizim, Kahrolsun Kapitalizm

Post

İçeriksizlik Fırtınası

Post

Kamu Mülkiyetini Kurtarmak

Post

Parti İşçi Sınıfını Besteler

Post

Ekmek İstiyoruz ama Gül De

Post

Sorun Geniş Bir Zaman ve Mekanda

Post

Smaç Sebep Sayı Sonuçtur

Post

Beton Bina ve Fabrika

Post

Dördüncü Kuvvet Dik Duruyor

Post

Göz Hizasında Siyaset

Post

Elin ve Evin İyisi

Post

Yahudi Olmayan Çocuklar da Çocuktur

Post

Emek ve Demokrasiden Yana Cumhuriyet

Post

Gençler Sadece Asansör İstemez

Post

Anayasa Mahkemesini Bir Kez Tanımamak

Post

Bütçede Değirmenin Suyu Nerden Gelir Nereye Gider

Post

Enflasyonun Sebebi Açlık Sınırındaki Ücretler mi?

Post

Enflasyonun Yarattığı Sefalet

Post

Laiklik Şimdi ve Hep Gerekli

Post

Ücret ve Kar Tahterevallisi

Post

Birkaç Ağaç ve Bir Nefes

Post

Sefalet Endeksi

Post

İşçi Sınıfı Şart Koşabilir

Post

Alem Buysa Kral Popülistler

Post

Kerelerce Ölçülen Gelir Adaletsizliği

Post

Orman Yangınlarında Bütün Tohumlar Ölmez

Post

AKP Bir Geri Dönülmez Felakettir

Post

Somut Koşulların Somut Analizi ve Siyaseti

Post

Yön Göstermek

Post

Kamu Yararı için Ürün ve Hizmet Yaratmak

Post

Yarını Bugünden Kurmaya Başlamak

Post

Tarih Bir İpucu Bekliyor