Post

İlke ile Refleks Arasında

İlke ile Refleks Arasında

Kürt Meselesi ve 27 Şubat Çağrısı

Hakan Öztürk’ün Kürt meselesine dair ilkesel tutumundan hareketle meseleye yeniden bakmak, bugün Türkiye’de sosyalist hareketin önündeki temel politik sorulardan birine işaret ediyor: Ulusların kendi kaderini tayin hakkı gerçekten koşulsuz bir prensip midir, yoksa tarihsel moment daraldığında askıya alınan bir temenni mi?

Bu soruyu güncel bağlamına yerleştirdiğimizde, 27 Şubat 2025’te Abdullah Öcalan’ın yaptığı silah bırakma ve demokratik siyasete entegrasyon çağrısı kritik bir eşik oluşturuyor. Bu çağrı yalnızca silahlı mücadele hattının sonlandırılmasına dair bir beyan değil; demokratik topluma alan açma, hukuksal güvence üretme ve siyasal entegrasyonu genişletme yönünde stratejik bir tercih anlamına geliyor. Dolayısıyla tartışma, taktik bir hamleden öte, ilkesel tutum ile somut siyasal süreç arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağına dairdir.

Kürt meselesi, Türkiye siyasal hayatının en uzun soluklu ve en ağır tarihsel maliyetler üretmiş başlığıdır. On yılları aşan çatışma, binlerce can kaybı, zorunlu göçler, kapatılan partiler, siyasal yasaklar ve süreklileşmiş olağanüstü yönetim pratikleri… Bu tablo yalnızca devletin güvenlikçi karakterini değil, sosyalist hareketin kendi teorik iddialarıyla kurduğu ilişkiyi de açığa çıkarır. Çünkü her kritik eşikte aynı gerilim belirir: İlkesel düzeyde savunulan pozisyon ile somut siyasal momentte alınan tutum arasındaki mesafe.

 

Ulusal Sorunun Marksist Çerçevesi

Karl Marx ve Friedrich Engels açısından ulusal sorun, sınıf mücadelesinden kopuk bir kimlik meselesi değil; kapitalist gelişmenin eşitsiz ve bileşik karakterinin bir sonucuydu. Ulusal baskı, siyasal egemenlik ilişkilerinin özgül bir biçimiydi.

Bu çerçeve sistematik formunu Lenin’de buldu. Lenin, ezilen ulusun ayrılma hakkının koşulsuz savunulmasını proletarya enternasyonalizminin önkoşulu olarak formüle etti. Bu, her durumda ayrılmanın teşviki anlamına gelmez. Aksine, ayrılma hakkını tanımayan bir işçi sınıfı hareketinin enternasyonalist olamayacağını ifade eder.

Buradaki ayrım nettir: Ayrılma hakkını savunmak ile ayrılmayı siyasal olarak önermek aynı şey değildir. Ancak daha derin çelişki şuradadır: Hakkı teorik olarak tanıyıp, ulusal öznenin kendi stratejik muhakemesine güvensizlik göstermek.

Kendi kaderini tayin hakkı yalnızca referandum yoluyla devlet kurma ihtimaline indirgenemez. Mücadele biçimini belirleme, siyasal yönelim saptama ve taktik esneklik geliştirme de bu hakkın kapsamındadır. Silahlı mücadeleye başlama kararı da, onu dönüştürme ya da sonlandırma kararı da aynı tarihsel özneye aittir.

27 Şubat çağrısı bu açıdan, Kürt siyasal hareketinin silahlı mücadeleyi geri plana çekerek demokratik siyaset alanını genişletme yönündeki stratejik tercihini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu tercih, dışsal devrimcilik ölçütleriyle değil, öznenin kendi tarihsel muhasebesi içinde değerlendirilmelidir.

 

Kürt Siyasal Hareketinin Tarihsel Birikimi

Türkiye’de Kürt siyasal hareketi yarım yüzyıla yaklaşan bir mücadele deneyimine sahiptir. Bu deneyim yalnızca silahlı çatışmayla sınırlı değildir. Yerel yönetim pratikleri, parlamenter temsil girişimleri, kitlesel mobilizasyonlar, uluslararası diplomasi, kültürel direniş biçimleri ve sivil toplum ağları bu birikimin parçalarıdır.

 

Dolayısıyla ortada salt bir güvenlik meselesi değil; tarihsel hafızası, örgütsel sürekliliği ve siyasal kapasitesi olan kolektif bir özne vardır. Bu öznenin belirli bir momentte strateji değişikliğine gitmesi, güç dengelerinin, toplumsal yorgunluğun, bölgesel gelişmelerin ve uluslararası konjonktürün değerlendirilmesiyle şekillenir.

Stratejik tercihi dışarıdan “yeterince radikal değil” diyerek mahkûm etmek, fiilen vesayetçi bir pozisyona düşmektir. Enternasyonalizm, başka halkların mücadelesini uzaktan alkışlamak değil; onların tarihsel muhakemesine siyasal saygı göstermektir.

 

Devlet Aklı ve Güvenlik Paradigması

Türkiye’de devlet aklının güvenlikçi karakteri ortadan kalkmış değildir. İktidar bloğu, Kürt meselesini büyük ölçüde “terörle mücadele”, “tasfiye” ve “denetim” kavramları üzerinden tanımlamayı sürdürmektedir.

Bu tablo, sosyalist hareket içinde iki eğilim üretir: Süreci kategorik biçimde reddeden maksimalist yaklaşım ve süreci sorgulamadan sahiplenen iyimser yaklaşım. Marksist analiz her iki eğilimin de ötesine geçmek zorundadır.

Ulusal hareketler kararlarını ideal koşullarda almaz. Strateji, arzu edilene göre değil, mümkün olana göre kurulur. Bu nedenle temel soru “neden bu karar alındı?” değil, “bu karar demokratik ve eşitlikçi güvencelerle nasıl tahkim edilecek?” olmalıdır.

 

Enternasyonalizm Sınavı. Çifte Standart Sorunu

Kürt meselesi, Türkiye’de sosyalist hareket açısından gerçek bir enternasyonalizm sınavıdır. Latin Amerika’da, Orta Doğu’da ya da başka coğrafyalarda ulusal hareketler söz konusu olduğunda stratejik esneklik çoğu zaman tarihsel zorunluluk olarak okunur. Ancak benzer bir yönelim Kürt siyasal hareketi tarafından sergilendiğinde kuşku ve sert eleştiri hızla devreye girebilmektedir.

Bu çifte standart yalnızca teorik farklılıktan kaynaklanmaz. Egemen ulusun toplumsal zemini içinde şekillenmiş siyasal kültür, çoğu zaman fark edilmeden merkezci refleksler üretir. İlke soyut düzeyde savunulur; fakat somut bir halkın somut tercihi söz konusu olduğunda geri çekilir.

Oysa enternasyonalizm, sınır ötesindeki mücadelelere sempati duymaktan ibaret değildir. Kendi devletinin siyasal sınırları içinde ezilen ulusun eşitliğini savunabilme ve onun stratejik iradesini tanıyabilme cesaretidir. İlke ile refleks arasındaki mesafe tam da burada açığa çıkar.
 

Demokratikleşmenin Asgari Eşiği

Stratejik tercihe saygı göstermek, devletin yapısal karakterini görmezden gelmek anlamına gelmez. Tam tersine, demokratikleşme mücadelesini somut ve denetlenebilir başlıklara bağlamak demektir.

Kalıcı bir barışın zemini hukuki ve siyasal güvencelerdir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması,

Anayasa Mahkemesi içtihatlarının bağlayıcılığının tartışmasız kabulü,

Kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi,

İfade ve örgütlenme özgürlüğünün anayasal güvenceye alınması,

Siyasi partilere yönelik kapatma tehdidinin ortadan kaldırılması.

 

Bu başlıklar yalnızca Kürt meselesinin değil, Türkiye’de demokratikleşmenin genel programının da parçasıdır. Sosyalist hareketin sorumluluğu süreci dışarıdan hükme bağlamak değil; bu eşikleri siyasal mücadeleyle yükseltmektir.

 

İlkesel Tutarlılık ve Siyasal Gelecek

Kürt meselesi, sosyalist hareket açısından teorik bir tartışma başlığı değil; ilkesel tutarlılık sınavıdır. Kendi kaderini tayin hakkı savunulacaksa, bu hak yalnızca ayrılma ihtimalini değil; stratejik yönelim belirleme hakkını da kapsar.

Silahlı mücadele başlatma kararı ne kadar ulusal özneye aitse, onu dönüştürme ya da sonlandırma kararı da aynı ölçüde o özneye aittir.

Sosyalistlerin görevi romantik bir alkış tutmak ya da dışarıdan mahkeme kurmak değildir. Görev, eşit yurttaşlık temelinde demokratik siyasal zemini büyütmektir. İlke gerçekten prensipse, koşullara göre daraltılamaz. Enternasyonalizm gerçekten savunuluyorsa, ülke içindeki ezilen ulusun iradesi tanınmadan anlam kazanamaz.

Mesele artık teorik bir tartışma değildir. İlkenin gerçekliği, tam da sınandığı anda ortaya çıkar. Kürt halkının siyasal iradesi tanınmadıkça Türkiye’de demokratikleşme eksik kalacaktır; bu irade tanınmadıkça sosyalist hareket de kendi enternasyonalist iddiasını tamamlayamayacaktır.

Sonuçta soru basit ama tarihsel ağırlığı büyüktür: İlke mi yön verecek, yoksa refleks mi?

Verilecek yanıt yalnızca Kürt meselesinin değil, Türkiye’de sosyalist siyasetin ahlaki ve politik meşruiyetinin de ölçüsü olacaktır.

 

İlgili Yazılar

Post

İlke ile Refleks Arasında

Post

EMPERYALİST SAVAŞ VE TAHAKKÜM DÜZENİ

Post

Gerçeklikten Kaçışın Politik Anlamı

Post

Emperyalist Kriz ve Sınıf Mücadelesi. NATO, Ortadoğu ve Türkiye

Post

Maskenin Ardından Bakmak

Post

İstisna Rejimi

Post

EĞİTİM DEĞİL EMEK

Post

Kürt Meselesi ve Devletçi Paradigma

Post

Sömürü Ağları ve Sınırların Ötesindeki Emek

Post

Kapitalizmin Derin Krizi ve İsviçre’de Emekçi Direnişinin Yükselişi

Post

Panik ve Umut

Post

Yaşlı Adamların Dünyası ve Doğan Tarihsel Özneler

Post

Karanlık Kentler

Post

Cumhuriyetin Çöküşü

Post

Büyük Hırsızların Cumhuriyeti

Post

Kürt Meselesi ve Devrim

Post

Gazze Emperyalizm, Soykırım ve Direniş

Post

Meşruiyeti Çöken Düzen, Yükselen Devrim İhtimali

Post

Kapitalizmin Yolu Savaşlara Çıkıyor

Post

Basın Özgürlüğünü Savunalım

Post

Savaşların Karşısındaki Gençlik

Post

Gezi’nin Gücü, İktidarın Korkusu

Post

Avrupa’da Faşizm Hayaleti mi Dolaşıyor?

Post

İktidarın Krizi, Milliyetçilerin Saldırıları

Post

Yoksulluğun Karşısında Somut Politik Program

Post

İddiasını Yitirmiş Sosyalist Hareket

Post

Ortadoğu'nun Felaketi, İsrail

Post

Faşist Hareketi Besleyen Politikalar

Post

Bir AKP Politikası: Sorunu Çözme, Ortadan Kaldır

Post

Gemisini Kurtaran Kaptan Olamayız

Post

Devrimin Güncelliği

Post

Karanlıktan Çıkışın Yolu

Post

Yönetememe Krizinin Sonucu: Anayasa Tartışması

Post

Bölgesel Savaşlar Denklemi

Post

Yönetememe Krizi Derinleşiyor

Post

Sağlık Kamusal Bir Haktır

Post

Halkların Mücadelesi

Post

Bir Çöküş Hikayesi

Post

Tarihsel Çelişki

Post

Zor Zamanlar Devrimci Eylemi Gerektirir

Post

Suriye’deki Senaryolar

Post

İdeolojik Manipülasyonlarla Mücadelenin Yolu

Post

Gezi Güncelliğini Koruyor

Post

Yargı Bağımsızlığı Ayaklar Altında

Post

Gözde Sermayedarlar Devri

Post

“Güler Yüzlü Kapitalizm” Maskesi

Post

Farklı Mücadeleleri Kesiştirmek İçin

Post

Otoriterleşen Rejimlere Bakış

Post

Sosyalist Bir Alternatif İçin

Post

Gençlik Bu Düzene Direniyor

Post

Trump’ın Küresel Göçmen Politikalarıyla Faşizme Giden Yolu

Post

1968’den Bugüne Mücadelenin Sürekliliği

Post

Türkiye: Kriz, Direniş ve Gelecek

Post

Kapitalizmin Dijital Ağlarında Bir Heyula Dolaşıyor

Post

Ortadoğu’daki Çatışmaların Jeopolitik Sonuçları

Post

Kapitalizmin Çöküşüne Karşı Radikal Bir Yol Arayışı

Post

Filistin Direniyor, Dünya Suça Ortak Oluyor

Post

Krizin Derinliğinde Yaşayanlar, Direnişin Ucunda Yürüyenler

Post

Trump’ın Avrupa’sı: Faşizm, Savaş ve Yeni Düzen

Post

Gelişen Direnişlerin Dönüştürücü Potansiyeli

Post

Yıkılmayan Kentler İçin Rant Düzenini Yıkmalıyız

Post

Kilitlenme

Post

Yeni Egemenlik Rejimi

Post

Yaşamak İçin Direnmek Zorundayız

Post

Ortadoğu’da Yeni Oyun, Eski Hesaplar

Post

Zihinleri Teslim Alamazsınız

Post

Ortadoğu’da Dönüşüm ve Yeni Paradigmalar

Post

Avrupa’da Militarist Restorasyon ve Sınıf Savaşı

Post

Kriz Rejimi ve Direnişin Toplumsal Zemini

Post

CHP’ye Operasyonlar, Rejimin Krizi ve Emek Cephesi İhtiyacı

Post

Direnişi Susturamazsınız Gazze, Halkların Ortak İsyanıdır

Post

Kürt Sorunu Silahlı Mücadeleden Siyasal Yeniden Kuruluşa

Post

Ortadoğu’da Emperyalist Kaosun Anatomisi

Post

Devrimci Örgütlenme ve Kurucu Strateji

Post

Geçmişten Geleceğe Kürt Mücadelesi Tarihi

Post

Yeni Müesses Nizamın Krizi, Direnişin Praksisi

Post

Doğa Yanıyor, Rejim Susuyor

Post

Tarihsel Kırılma ve Devrimci Yeniden İnşa

Post

Bu Düzen Çöküyor, Devrimciler Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?

Post

Yeni Paylaşım Savaşı ve Halkların Direniş Hattı

Post

Sistem Çöküyor Kopuşun Zamanı Şimdi

Post

Mütevazı Bir Teklif 5.0

Post

Kapitalist Çürüme ve Devrimci Program İhtiyacı

Post

Eğitimde Gericileşme ve Patriyarkanın Yeni Formları

Post

Kayyum Siyaseti ve Solun Sessizliği

Post

Faşizm ve Emperyalist Krizin Küresel Boyutu

Post

Çürüyen Düzenin Ortak Kaderi

Post

Kapitalizmin Gıda Krizi

Post

Yıkıma Karşı Birlikte Mücadele

Post

Krizi Ancak Mücadele Aşabilir

Post

Kapitalizmin Krizleri

Post

Kapitalizmin İçinden Bir Olgu: Faşizm

Post

İnsanlığın Seçimi

Post

Yeni Bir Yüzyıl

Post

Emperyalizmin Savaştan Başka Planı Yok

Post

Tespit ve Çözüm

Post

Emperyalizmin Göçmen Planı

Post

Koşullar Mükemmel, Ya Biz?

Post

İnsanlığın Ortak Mirası

Post

Eğitimde Uçurumun Kıyısında

Post

Karanlığı Biz Durdurabiliriz

Post

Ülkenin Sorunlarıyla Uğraşmak Zorundayız

Post

Tek Yumruk Olalım

Post

Fransa'da Maske Düştü

Post

Bay Başkan

Post

Gereğini Yapacağız

Post

Siyasi İktidarın Enkazı

Post

Kavşaktayız

Post

Amok Koşucusu Nereye Koşuyor?

Post

Fişi Çekmeye Hazır mıyız?

Post

Masalın Sonunu Getireceğiz

Post

İtalya’da Sandıktan Ne Çıktı?

Post

‘Kral Çıplak’ Diyelim Kralı Gönderelim

Post

Bu Kış Avrupa’da Bir Hayalet Dolaşır mı?

Post

Kapitalizm İçin İşler Yolunda Gitmiyor