Post

Genişleyen Sınıf Kendi Adıyla Konuşuyor

Genişleyen Sınıf Kendi Adıyla Konuşuyor

Türkiye Üzerinden Yeniden Değerlendirme

Son yıllarda işçi sınıfının tarihsel rolüne dair tartışmalar, büyük ölçüde onun çözülüp çözülmediği sorusu etrafında şekillenmektedir. Kimlik politikalarının yükselişi, hizmet sektörünün genişlemesi, dijitalleşme süreçleri ve neoliberal dönüşümler, işçi sınıfının merkezi konumunu yitirdiği yönünde güçlü bir ideolojik atmosfer yaratmıştır. Bu yaklaşım, toplumsal değişimi açıklıyormuş gibi görünse de, gerçekte kapitalizmin temel hareket yasalarını değil, yalnızca görünümünü esas almaktadır.

Oysa kapitalizmin temel yasaları değişmemiştir. Sermaye, varlığını sürdürebilmek için emek gücünü satın almak zorundadır. Bu zorunluluk ortadan kalkmadığı sürece işçi sınıfı da ortadan kalkmaz. İşçi sınıfını tanımlayan şey, belirli bir iş kolu, statü ya da yaşam tarzı değil; üretim araçlarından kopukluk ve yaşamını sürdürebilmek için emek gücünü satma zorunluluğudur.

Bugün bu zorunluluk, geçmişe kıyasla çok daha geniş bir toplumsal kesimi kapsamaktadır. Fabrika işçilerinin yanında artık depo işçileri, kuryeler, çağrı merkezi çalışanları, perakende emekçileri ve bakım işçileri de aynı sömürü ilişkisi içinde yer almaktadır. Ev içi bakım emeği, sağlık ve eğitim hizmetleri, şehir altyapıları ve dijital platformlarda yapılan işler, kapitalist yeniden üretimin görünmeyen damarlarıdır. İşçi sınıfı artık sadece fabrikalarda değil, yaşamın tüm alanlarında merkezi bir güçtür.

Bugün milyonlarca emekçi, işsiz ve emekli, aynı soruyu sormaktadır: Bu düzen böyle mi devam edecek? Yoksulluk kader, sömürü hayatın değişmez gerçeği mi olacak? Yanıt açıktır: Hayır. Çünkü ülkenin gerçek gücü, saraylarda değil; fabrikalarda, madenlerde, lojistik merkezlerinde, mahallelerde ve meydanlarda, yani üretimden gelen güçtedir. Bu güç, doğru örgütlendiğinde hem emeğin hakkını koruyabilir hem de yaşam koşullarını değiştirebilir.

Parçalı Ama Stratejik

Küresel kapitalizm, son kırk yılda üretim süreçlerini köklü biçimde dönüştürdü. Üretim, ulusal sınırları aşan tedarik zincirleri boyunca parçalandı; ancak bu parçalanma işçi sınıfını ortadan kaldırmadı. Coğrafi olarak dağılan işçiler arasındaki karşılıklı bağımlılık derinleşti.

Herhangi bir üretim sürecinin sürekliliği, farklı ülkelerde çalışan milyonlarca işçinin eş zamanlı emeğine bağlıdır. Bir limandaki aksama, bir fabrikanın üretimini durdurabilir; bir lojistik merkezindeki iş bırakma, ülke çapında dağıtım ağlarını kilitleyebilir. Bu durum, işçi sınıfının stratejik öneminin azalmadığını, tersine yeni biçimlerde yoğunlaştığını gösterir.

Türkiye kapitalizmi, küresel üretim zincirlerine eklemlenmiş, ihracata dayalı ve düşük maliyetli emek üzerine kurulu ekonomik modeliyle bu dönüşümün somut bir örneğini sunmaktadır. Esnek üretim, taşeronlaşma ve güvencesizlik kalıcı hale gelmiş; uzun çalışma saatleri, parça başı çalışma ve yoğun tempo günlük normlar haline gelmiştir. Bu yapı kendiliğinden oluşmamıştır. Devlet teşvik politikaları, vergi düzenlemeleri, kamusal hizmetlerin metalaştırılması ve emek piyasasına müdahaleler, bu yapıyı aktif biçimde kurmuş ve korumuştur.

Göçmen işçiler, kadın emekçileri ve güvencesiz çalışanlar, sistemin en kırılgan kesimlerini oluşturmaktadır. Parçalı bir görünüm altında örgütsüzlük sürse de, işçi sınıfının gücü stratejik alanlarda yoğunlaşmaktadır. Sanayi sektörü, üretimi durdurma kapasitesi ile merkezi önemdedir. Lojistik ve dağıtım, kapitalist dolaşımın düğüm noktalarıdır ve aksama sistemin bütününü etkiler. Platform ekonomisi ise güvencesizliğin yoğun olduğu bir alan olmasına rağmen, hızlı ve ani kolektif hareketler için yeni imkânlar sunar.

Genişleme ve Örgütlenme

İşçi sınıfının nesnel genişlemesi, henüz öznel bir birlikle tamamlanmamıştır. Farklı sektörlerde ve farklı çalışma rejimleri altında yer alan işçiler, ortak çıkarlarını politik bir güce dönüştürmekte zorlanmaktadır. Yerli ve göçmen işçiler arasındaki bölünmeler, kadın emeğinin sistematik görünmezleştirilmesi, güvencesiz çalışanların örgütsüzlüğü ve sınırlı sendikal kapasite, bu parçalanmayı derinleştirmektedir.

Mevcut sendikal yapılar, genişleyen işçi sınıfını kapsamada yetersiz kalmaktadır. Sektörel ve bürokratik sınırlar, örgütlenmeyi sınırlamakta; bu durum, yeni ve esnek örgütlenme biçimlerine duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır. İşyeri temelli yapılar, sektörel koordinasyonlar ve farklı alanları birleştiren sürekliliği olan örgütlenmeler kritik önemdedir.

Örgütlenme yalnızca biçimsel değil, aynı zamanda siyasal bir yönelim sorunudur. Mücadele yalnızca ücret artışıyla sınırlı kaldığı sürece sistem tarafından soğurulabilir. Sorun sadece ücretlerin düzeyi değil; bu ücretleri belirleyen üretim ilişkileridir. Bugün temel talepler yalnızca daha iyi ücret veya çalışma koşulları değil; asgari ücretin insanca yaşanacak düzeyde olması, işsizliğin azaltılması, demokratik hakların ve özgürlüklerin güvenceye alınması ve halkların eşit ve özgür yaşadığı bir ortamın sağlanmasıdır.

Her temel ekonomik talep, doğrudan siyasal bir içerik kazanmaktadır. Mücadele, kısa vadede ortak talepler etrafında birleşmeyi, orta vadede sektörler arası kalıcı bağlar kurmayı ve uzun vadede bu gücü merkezi ve etkili bir siyasal kapasiteye dönüştürmeyi hedeflemelidir.

Tarihsel Görev

İşçi sınıfının ortadan kalktığı yönündeki tezler ideolojik bir yanılsamadan ibarettir. Sınıf daha geniş, yaygın ve merkezi bir konuma gelmiştir. Sorun gücünde değil, örgütsüzlüğündedir. Tarihsel görev açıktır.

Parçalı yapıyı görünür kılmak

Ortak çıkarları somutlaştırmak

Örgütlü bir güce dönüştürmek

Bugün mesele yalnızca daha iyi çalışma koşulları değil; bu koşulları üreten toplumsal düzenin kendisidir. Örgütlü hareket ve kolektif dayanışma ile emekçilerin üretimden gelen gücü, somut talepler etrafında birleştiğinde, sistem değiştirilebilir. Mücadele bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur.

 

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Genişleyen Sınıf Kendi Adıyla Konuşuyor

Post

Dünyayı Biz Kuracağız. Gençliğin Sınıfsal, Politik ve Örgütsel Görevi

Post

Türkiye’de Yoksulluk. Ekonomik Bir Hata mı, Bilinçli Bir Emek Rejimi mi?

Post

Küresel Kriz, Emperyalist Rekabet ve Savaşın Ufku

Post

İktidarın Çürümesi ve Gürültünün Siyaseti

Post

Sistem, Mezhep ve Sınıf

Post

Kapitalist Kriz ve Halkların Direnişi

Post

İlke ile Refleks Arasında

Post

EMPERYALİST SAVAŞ VE TAHAKKÜM DÜZENİ

Post

Gerçeklikten Kaçışın Politik Anlamı

Post

Emperyalist Kriz ve Sınıf Mücadelesi. NATO, Ortadoğu ve Türkiye

Post

Maskenin Ardından Bakmak

Post

İstisna Rejimi

Post

EĞİTİM DEĞİL EMEK

Post

Kürt Meselesi ve Devletçi Paradigma

Post

Sömürü Ağları ve Sınırların Ötesindeki Emek

Post

Kapitalizmin Derin Krizi ve İsviçre’de Emekçi Direnişinin Yükselişi

Post

Panik ve Umut

Post

Yaşlı Adamların Dünyası ve Doğan Tarihsel Özneler

Post

Karanlık Kentler

Post

Cumhuriyetin Çöküşü

Post

Kapitalizmin Yolu Savaşlara Çıkıyor

Post

Basın Özgürlüğünü Savunalım

Post

Savaşların Karşısındaki Gençlik

Post

Gezi’nin Gücü, İktidarın Korkusu

Post

Avrupa’da Faşizm Hayaleti mi Dolaşıyor?

Post

İktidarın Krizi, Milliyetçilerin Saldırıları

Post

Yoksulluğun Karşısında Somut Politik Program

Post

İddiasını Yitirmiş Sosyalist Hareket

Post

Ortadoğu'nun Felaketi, İsrail

Post

Faşist Hareketi Besleyen Politikalar

Post

Bir AKP Politikası: Sorunu Çözme, Ortadan Kaldır

Post

Gemisini Kurtaran Kaptan Olamayız

Post

Devrimin Güncelliği

Post

Karanlıktan Çıkışın Yolu

Post

Yönetememe Krizinin Sonucu: Anayasa Tartışması

Post

Bölgesel Savaşlar Denklemi

Post

Yönetememe Krizi Derinleşiyor

Post

Sağlık Kamusal Bir Haktır

Post

Halkların Mücadelesi

Post

Bir Çöküş Hikayesi

Post

Tarihsel Çelişki

Post

Zor Zamanlar Devrimci Eylemi Gerektirir

Post

Suriye’deki Senaryolar

Post

İdeolojik Manipülasyonlarla Mücadelenin Yolu

Post

Gezi Güncelliğini Koruyor

Post

Yargı Bağımsızlığı Ayaklar Altında

Post

Gözde Sermayedarlar Devri

Post

“Güler Yüzlü Kapitalizm” Maskesi

Post

Farklı Mücadeleleri Kesiştirmek İçin

Post

Otoriterleşen Rejimlere Bakış

Post

Sosyalist Bir Alternatif İçin

Post

Gençlik Bu Düzene Direniyor

Post

Trump’ın Küresel Göçmen Politikalarıyla Faşizme Giden Yolu

Post

1968’den Bugüne Mücadelenin Sürekliliği

Post

Türkiye: Kriz, Direniş ve Gelecek

Post

Kapitalizmin Dijital Ağlarında Bir Heyula Dolaşıyor

Post

Ortadoğu’daki Çatışmaların Jeopolitik Sonuçları

Post

Kapitalizmin Çöküşüne Karşı Radikal Bir Yol Arayışı

Post

Filistin Direniyor, Dünya Suça Ortak Oluyor

Post

Krizin Derinliğinde Yaşayanlar, Direnişin Ucunda Yürüyenler

Post

Trump’ın Avrupa’sı: Faşizm, Savaş ve Yeni Düzen

Post

Gelişen Direnişlerin Dönüştürücü Potansiyeli

Post

Yıkılmayan Kentler İçin Rant Düzenini Yıkmalıyız

Post

Kilitlenme

Post

Yeni Egemenlik Rejimi

Post

Yaşamak İçin Direnmek Zorundayız

Post

Ortadoğu’da Yeni Oyun, Eski Hesaplar

Post

Zihinleri Teslim Alamazsınız

Post

Ortadoğu’da Dönüşüm ve Yeni Paradigmalar

Post

Avrupa’da Militarist Restorasyon ve Sınıf Savaşı

Post

Kriz Rejimi ve Direnişin Toplumsal Zemini

Post

CHP’ye Operasyonlar, Rejimin Krizi ve Emek Cephesi İhtiyacı

Post

Direnişi Susturamazsınız Gazze, Halkların Ortak İsyanıdır

Post

Kürt Sorunu Silahlı Mücadeleden Siyasal Yeniden Kuruluşa

Post

Ortadoğu’da Emperyalist Kaosun Anatomisi

Post

Devrimci Örgütlenme ve Kurucu Strateji

Post

Geçmişten Geleceğe Kürt Mücadelesi Tarihi

Post

Yeni Müesses Nizamın Krizi, Direnişin Praksisi

Post

Doğa Yanıyor, Rejim Susuyor

Post

Tarihsel Kırılma ve Devrimci Yeniden İnşa

Post

Bu Düzen Çöküyor, Devrimciler Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?

Post

Yeni Paylaşım Savaşı ve Halkların Direniş Hattı

Post

Sistem Çöküyor Kopuşun Zamanı Şimdi

Post

Mütevazı Bir Teklif 5.0

Post

Kapitalist Çürüme ve Devrimci Program İhtiyacı

Post

Eğitimde Gericileşme ve Patriyarkanın Yeni Formları

Post

Kayyum Siyaseti ve Solun Sessizliği

Post

Faşizm ve Emperyalist Krizin Küresel Boyutu

Post

Çürüyen Düzenin Ortak Kaderi

Post

Meşruiyeti Çöken Düzen, Yükselen Devrim İhtimali

Post

Gazze Emperyalizm, Soykırım ve Direniş

Post

Kürt Meselesi ve Devrim

Post

Büyük Hırsızların Cumhuriyeti

Post

Kapitalizmin Gıda Krizi

Post

Yıkıma Karşı Birlikte Mücadele

Post

Krizi Ancak Mücadele Aşabilir

Post

Kapitalizmin Krizleri

Post

Kapitalizmin İçinden Bir Olgu: Faşizm

Post

İnsanlığın Seçimi

Post

Yeni Bir Yüzyıl

Post

Emperyalizmin Savaştan Başka Planı Yok

Post

Tespit ve Çözüm

Post

Emperyalizmin Göçmen Planı

Post

Koşullar Mükemmel, Ya Biz?

Post

İnsanlığın Ortak Mirası

Post

Eğitimde Uçurumun Kıyısında

Post

Karanlığı Biz Durdurabiliriz

Post

Ülkenin Sorunlarıyla Uğraşmak Zorundayız

Post

Tek Yumruk Olalım

Post

Fransa'da Maske Düştü

Post

Bay Başkan

Post

Gereğini Yapacağız

Post

Siyasi İktidarın Enkazı

Post

Kavşaktayız

Post

Amok Koşucusu Nereye Koşuyor?

Post

Fişi Çekmeye Hazır mıyız?

Post

Masalın Sonunu Getireceğiz

Post

İtalya’da Sandıktan Ne Çıktı?

Post

‘Kral Çıplak’ Diyelim Kralı Gönderelim

Post

Bu Kış Avrupa’da Bir Hayalet Dolaşır mı?

Post

Kapitalizm İçin İşler Yolunda Gitmiyor